Varis Çorabı Nedir? Nasıl Kullanılır?

Bacak sağlığı ve dolaşım sistemi dendiğinde akla gelen en temel yardımcı tedavi yöntemlerinden biri varis çoraplarıdır. Tıbbi literatürdeki adıyla “kompresyon çorapları”, damar duvarlarına dışarıdan kontrollü bir basınç uygulayarak kanın kalbe geri dönüşünü kolaylaştırır. Op. Dr. Köksal Dönmez olarak klinik tecrübelerimle gözlemlediğim en önemli nokta, bu çorapların sadece bir aksesuar değil, damar cerrahisinde reçete edilen tıbbi bir araçtır.

Varis Çorabı Nedir?

Varis çorabı (graduated compression stocking / dereceli kompresyon çorabı), bacakta en yüksek basıncı ayak bileğinde uygulayıp yukarı doğru kademeli olarak azaltarak toplardamarlardaki kanın kalbe dönüşünü desteklemeyi hedefleyen medikal bir üründür. Bu prensip; bacaklarda göllenme, şişlik, ağırlık hissi gibi yakınmaları azaltmada ve bazı durumlarda pıhtı riskini düşürmeye yardımcı olmada kullanılır.

Hangi Varis Çorabı Bana Uygun?

varis-corabi

Varis çorabında fayda, doğru ölçü ve doğru basınç sınıfı ile yakalanır. Global hasta bilgilendirmelerinde; çorabın bacağınızı sıkıp boğmaması, kıvrılıp katlanmaması ve ciltte sorun oluşturacak şekilde kullanılmaması özellikle vurgulanır.
En doğrusu; bacak ölçüsünün alınması ve basınç seviyesinin şikâyet/klinik duruma göre hekim tarafından belirlenmesidir.

Varis Çorabı Nasıl Giyilir?

Çorabın bacaklar henüz daha az şişken giyilmesini önerir; pratikte bu çoğu kişide sabah zamanına denk gelir.
Giyerken dikkat edilecekler:

  • Çorabı kıvırıp rulo yaparak ayağa geçirip aşama aşama yukarı çekmek daha kolay olur.
  • Çorabın üst kısmını kıvırıp katlamak “turnike etkisi” yapıp dolaşımı bozabileceğinden önerilmez.
  • Parmak uçları ve topuk kısmının doğru oturduğundan emin olun; buruşukluk basıncı dengesizleştirir.

Varis Çorabını Kaç Saat Giyilmelidir?

Kullanım süresi neden takıldığına göre değişir (ameliyat sonrası pıhtı önleme, venöz yetmezlik/varis, ödem vb.). Bu durumda varis çorabını kaç saat giymeniz gerektiğini, ne zaman çıkarmanız gerektiği gibi tüm bilgilendirmeleri klinik durumuna göre varis doktorunuz belirlemektedir.

Varis Çorabı Kullanırken En Sık Yapılan 6 Hata

  1. Yanlış beden seçmek (fazla sıkı/gevşek)
  2. Çorabı kıvırmak-katlanmak
  3. “Daha iyi olsun” diye iki çorabı üst üste giymek (hekim önermediyse)
  4. Ciltte yara/kızarıklık varken kontrolsüz devam etmek
  5. Düzenli yıkama-bakımı ihmal etmek (elastik yapı bozulabilir)
  6. Şikâyet artarken “normaldir” deyip değerlendirmeyi geciktirmek

Varis Çorabı Nasıl Çalışır?

Kaliteli bir varis çorabı “kademeli basınç” prensibiyle çalışır. Basınç ayak bileğinde en yüksek seviyededir ve yukarıya doğru çıktıkça azalır. Bu mekanizma, yerçekiminin etkisiyle aşağıda göllenen kanın yukarı itilmesini sağlar; böylece bacaklardaki şişkinlik, ağrı ve ağırlık hissi minimize edilir.

Varis Çorabı Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar

Varis çorabından maksimum verim alabilmek için kullanım şekli, en az çorabın kalitesi kadar önemlidir.

  • Sabah İlk İş: Bacaklar henüz şişmemişken, yataktan kalkmadan giyilmesi en idealidir.
  • Cilt Kuruluğu: Çorabı giymeden önce bacaklarınızın tamamen kuru olduğundan emin olun. Islak veya nemli ciltte çorabı yukarı çekmek doku hasarına yol açabilir.
  • Katlanmalara Dikkat: Çorabın üzerinde oluşan katlanmalar, o bölgede aşırı basınca neden olarak kan akışını engelleyebilir. Kumaşın bacak üzerinde pürüzsüzce yayıldığından emin olunmalıdır.
  • Gece Kullanımı: Doktorunuz aksini belirtmediği sürece, yatay pozisyonda yerçekimi etkisi azaldığı için gece yatarken çoraplar çıkarılmalıdır.

Gebelikte Varis Çorabı Kullanımı Yararlı mı?

Hamilelik döneminde artan kan hacmi ve hormonal değişimler bacak damarlarını zorlar. Doğru ölçüde kullanılan koruyucu varis çorapları, kalıcı varis oluşumunu engellemede en büyük yardımcıdır. Uzman hekim kontrolünde gebelik sürecinde belli aralıklarla varis çorabı giyilmesi yararlı olacaktır.

Ameliyat Sonrası Varis Çorabı Ne Kadar Süre Giyilmeli?

Lazerle varis tedavisi veya klasik cerrahi sonrası iyileşme sürecini hızlandırmak adına çorap kullanımı hayati önem taşır. Genellikle ilk birkaç hafta kesintisiz kullanım önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

1) Varis çorabı hangi varis tiplerinde işe yarar, her variste şart mı?

Varis çorabı; özellikle kronik venöz yetmezlik, bacakta şişlik, ağrı ve ağırlık hissi olan hastalarda semptomları azaltmaya yardımcı olur. Ancak her varis hastasında tek tedavi yöntemi değildir. İleri derece varislerde veya komplikasyon gelişmiş durumlarda ek tedaviler gerekebilir. Bu nedenle kullanım kararı hekim değerlendirmesi sonrası verilmelidir.

2) Varis çorabı basınç sınıfı nasıl seçilir, “en sıkı olan” daha mı iyi?

Basınç sınıfı hastalığın derecesine göre belirlenir. Daha yüksek basınç her zaman daha iyi anlamına gelmez. Yanlış ve gereğinden yüksek basınç dolaşımı olumsuz etkileyebilir. Doğru basınç seçimi için bacak ölçüsü alınmalı ve hekim önerisi doğrultusunda ürün tercih edilmelidir.

3) Varis çorabı sabah mı giyilir, gün içinde ne zaman çıkarılır?

Genellikle sabah, bacaklar henüz şişmemişken giyilmesi önerilir. Gün boyunca kullanılır ve akşam çıkarılır. Ancak kullanım süresi; ameliyat sonrası pıhtı önleme, gebelik veya kronik venöz yetmezlik gibi durumlara göre değişebilir.

4) Varis çorabı gece yatarken takılır mı, hangi durumlarda önerilir?

Çoğu varis hastasında gece yatarken çıkarılması önerilir. Ancak bazı özel durumlarda (örneğin belirli ameliyat sonrası dönemlerde) doktorunuz farklı bir kullanım süresi planlayabilir. Bu nedenle kişisel tıbbi plana uyulmalıdır.

5) Diz altı mı diz üstü mü, hamilelikte hangi model tercih edilir?

Varisin yaygınlığına göre model seçilir. Sadece alt bacakta varis varsa diz altı yeterli olabilir; uyluk bölgesinde yayılım varsa diz üstü modeller tercih edilir. Gebelikte ise özel hamile tipi varis çorapları önerilebilir.

6) Varis çorabı yazın nasıl kullanılır, terleme ve kaşıntı olursa ne yapılır?

Yaz aylarında terleme artabilir. Pamuk içerikli veya daha ince dokulu medikal çoraplar tercih edilebilir. Cilt temizliğine dikkat edilmeli, kızarıklık veya tahriş gelişirse doktora danışılmalıdır.

7) Varis çorabı kaç ayda bir değiştirilir, elastikliği ne zaman bozulur?

Medikal varis çorapları düzenli kullanımda zamanla elastikiyetini kaybedebilir. Genellikle birkaç ayda bir yenilenmesi önerilir. Günlük yıkama ve uygun bakım, çorabın etkinliğini korumasına yardımcı olur.

Op. Dr. Köksal Dönmez | Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı

Lazerle Varis Tedavisi | Hızlı ve Etkili Sonuç

Varis Nedir

Varis, toplardamardaki damar kapakçıklarının görevini yapmaması sonucu kanın geri kaçması ve damarda basınç artışı oluşmasıyla gelişir. Bu da damarların kalıcı olarak genişlemesine, bükülmesine ve ağrılı hale gelmesine sebep olur.

Varislerin Nedenleri

lazerle-varis-tedavisi

  • Genetik yatkınlık
  • İleri yaş
  • Hormonal değişiklikler
  • Obezite
  • Hareketsiz bir yaşam tarzı veya aşırı zorlayıcı spor aktiviteleri
  • Doğum kontrol hapları

Lazerle Varis Tedavisi Nedir

Lazerle varis tedavisi, cerrahi kesik olmadan ve sorunlu damarı dışarıya çıkarmadan uygulanan modern ve etkili bir ‘kapatma’ işlemidir. Bu yöntem tıpta Endovenöz Lazer Ablasyon (EVLA) olarak adlandırılır.

LAZERLE VARİS TEDAVİSİ HANGİ VARİS TÜRÜNE UYGULANIR

  • Bacak iç kısmında belirgin, kabarık ve kıvrımlı damarlar
  • Yüzeysel ve derin damarları birbirine bağlayan, bağlantı sağlayan geçiş damarlar (perforan damarlar)
  • Ayak bileği ile kasık arasındaki damarlarda oluşan varisler

Kimlere Lazerle Varis Tedavisi Uygulanmaz

  • Bacaklarının derin damarlarında ileri seviyede pıhtı bulunan kişiler (derin ven trombozu)
  • Kontrolsüz diyabet veya ciddi sistemik hastalığı olanlar
  • Ciddi derecede atardamar (arteriyer) yetmezliği
  • Gebelik dönemi
  • Damar yapısının uygun olmaması

Lazerle Varis Tedavisi Süreci

Lazer varis tedavisinde öncelikle renkli doppler ultrason ile sorunlu damar tespit edilir ve tedavi planı oluşturulur. Ultrasondan belirlenen varis damarın tedavisi için öncelikle lokal anestezi uygulanır. Daha sonra ince bir kateterle damar içine girilir ve lazer enerjisi uygulanarak damar içeriden kapatılır. Cerrahi kesik yapılmaz. Yaklaşık 40 dakika süren işlemden sonra bacak tıbbi bandaj ile sarıldıktan sonra aynı gün hasta taburcu edilir.

Neden Lazerle Varis Tedavisi Daha Çok Tercih Edilir

Varis Oluşumunu Engellemek İçin Yapılması Gerekenler

  • Uzun süre ayakta durmamak ve sık sık pozisyon değiştirmek
  • Aşırı derecede dar kıyafet giymemek
  • Egzersiz yapmak
  • Sağlıklı ve dengeli beslenme
  • Kilo kontrolü

Lazerle Varis Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

 

  • Varis çorabı kullanımı
  • İşlem sonrası mümkün olduğunca günlük aktivitelere devam etmek
  • Düzenli yürüyüş yapmak
  • Ağır kaldırmaktan kaçınmak

Lazerle Varis Tedavisinin Yan Etkileri veya Riskleri Var mıdır?

Her operasyonda olduğu gibi lazerle varis tedavisinde de çok nadir yan etkiler görülebilir. Fakat bu operasyon, risk olasılığı oldukça düşük olmakla birlikte, yan etkileri şunlardır:

  • Hafif morarma
  • Kısa süreli uyuşma ve hissizlik
  • Nadiren pıhtı oluşumu (tromboflebit)
  • Damarların yeterince kapanmaması veya tekrar açılması

Sonuç

Lazerle varis tedavisi, cerrahi kesik gerektirmeden sorunlu damarları içeriden kapatarak uygulanan modern bir yöntemdir; hızlı ve konforlu bir süreç sunar, işlem sonrası ağrı ve morarma minimaldir, hasta aynı gün günlük yaşamına dönebilir ve komplikasyon riski düşüktür. Doğru hasta seçimi, tedavi sonrası varis çorabı kullanımı, düzenli yürüyüş ve kontrollerle desteklendiğinde, tedavinin başarı oranı yüksek olup hem mevcut varislerin giderilmesini hem de yeni varis oluşumunun önlenmesini sağlar.

 

Kapalı Varis Ameliyatı | Kapsamlı Rehber

Varis Nedir?

kapali-varis-ameliyati

Genellikle bacaklardaki toplardamarın genişlemesiyle meydana gelen, estetik kaygının yanı sıra dolaşım problemine neden olan bir damar hastalığıdır. Tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Uzun süre ayakta kalamama, ağrı, şişkinlik ve yorgunluk gibi rahatsızlıklara da neden olabilir.

Kapalı Varis Ameliyatı Nedir?

Modern cerrahi teknikle yapılan kapalı varis ameliyatında, varisli damarda kesit uygulamadan, direkt olarak damarın işlevi durdurularak kanın damarlara akması sağlanır.

Temel mantığı:
Kan dolaşımını işlevi olan damarlara yönlendirip, varise bağlı şikayetleri ortadan kaldırmak.

Uygulanan Teknikler

  1. Lazer tedavisi: Varisli damar içine lazer fiberi yerleştirilerek damar kapatma işlemi yapılır. Lokal anestezi uygulanır, ardından damar içine lazer kateteri yerleştirilerek damar kapatılır. Bu tedavi yönteminin başarı oranı daha yüksek, komplikasyon riski daha az ve iyileşme süreci hızlıdır.
  2. Yapıştırıcı yöntemi (Venaseal): Damara özel bir yapıştırıcı enjekte edilerek damar işlevsiz hâle getirilir. Damar zamanla kapanır ve yok olur. Bu yöntem özellikle ince varislerde uygulanır.
  3. Radyofrekans tedavisi: Radyofrekans enerjisi ile damar içten kapatılır, damar dikkatli bir şekilde ısıtılır ve damar duvarı büzüşerek kapanır. Bu yöntem de sıklıkla tercih edilir.

Kapalı Varis Ameliyatı Nasıl Yapılır

  • Ultrason ile damar yapısı ayrıntılı bir şekilde incelenir. Yapılan değerlendirmeye göre radyofrekans, lazer veya yapıştırıcı gibi bir teknik uygulanır.
  • Ameliyat lokal anestezi ile ortalama 30–60 dakika sürer.
  • Hasta aynı gün ayağa kalkar.
  • Ameliyat sırasında ağrı hissedilmez.

Ameliyat Sonrası Süreç

  • Ameliyat sonrası hasta genellikle 1–2 saat dinlendikten sonra yürütülür. Hastaya varis çorabı giydirilir (doktor önerisiyle genellikle 2 hafta boyunca).
  • İlk zamanlar hafif gerginlik, morarma veya damarda sertlik hissedilebilir; bu durum geçicidir. Bu yüzden zorlayıcı egzersizlerden kaçınılmalıdır.
  • 24 saat içinde duş alınmaması gerekir.
  • Günlük aktivitelere genellikle aynı gün veya ertesi gün dönülebilir.

Ameliyat Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli

  • Doktorun tavsiye ettiği süre boyunca varis çorabı giymek
  • Düzenli yürüyüş yapmak
  • Sürekli hareket ve egzersiz yapmak

Kapalı Varis Tedavisi Kimlere Uygulanır

Kapalı varis tedavisi özellikle bacaklarda görülen büyük toplardamarlarda reflü tespit edilen hastalar için uygundur. Bu tedavi her varis hastasına uygulanmaz; doğru tanı önemlidir.

  • Ana toplardamar yetmezliği olanlar
  • Günlük yaşam kalitesi düşük olanlar
  • Uzun süre ayakta kalmakta zorluk çekenler
  • Estetik kaygısı taşıyanlar
  • İlaç ve çeşitli yöntemlerle şikayetleri devam edenler
  • Bacaklarda ağrı, şişlik ve bazı cilt değişiklikleri olanlar

Kimlere Uygulanmaz

  • İleri düzey damar tıkanıklığı olanlar
  • Devam eden enfeksiyon varlığı
  • Aşırı pıhtı durumu
  • Ciddi sağlık problemleri olanlar

Açık Ameliyata Göre Avantajları

  • Hızlı iyileşme süreci ile hasta günlük yaşama çabuk döner
  • Kanama, enfeksiyon ve derin venlerde (genellikle bacaklarda) kan pıhtısı riski daha düşüktür
  • Daha az ağrı hissi görülür
  • Günlük yaşama hızlı dönüş
  • Herhangi bir yara veya dikiş izi oluşmaz
  • Estetik avantaj: büyük kesiler olmadığı için iz kalmaz

Kapalı Varis Ameliyatı Riskli midir?

Kapalı varis ameliyatları, az düzeyde vücut dokusuna müdahale edildiği için riski oldukça düşüktür. Ancak doktor önerisi almak gereklidir.

Sonuçlar Kalıcı mıdır?

Kapalı varis ameliyatı kalıcı bir sonuç sağlar ve genellikle uzun vadelidir. Ameliyat, şikayetleri büyük oranda azaltır; varise neden olan ana problem ortadan kalkar. Ancak yeni varis oluşumunu önlemek için doktor tavsiyelerine uymak ve kaliteli bir yaşam tarzı benimsemek önemlidir.

Varis ve Menopoz Arasındaki İlişki

Varis ve Menopoz Arasındaki İlişki

Varis hastalığı, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülen ve çoğu zaman yalnızca bacaklarda belirginleşen damar görüntüsü ile sınırlı sanılsa da, aslında altta yatan toplardamar kapakçık yetmezliği nedeniyle ilerleyebilen, zamanla bacaklarda ağrı, dolgunluk hissi, yanma, kaşıntı, gece krampları, ayak bileğinde şişlik ve ileri evrelerde ciltte renk değişikliği ile varis yaralarına kadar uzanabilen önemli bir damar hastalığıdır. Kadınlarda varisin daha sık görülmesinin en temel nedenlerinden biri ise, yaşam boyunca hormon düzeylerinde gerçekleşen değişimlerin toplardamar sistemi üzerindeki etkisidir; özellikle gebelik dönemleri, doğum sonrası süreç, doğum kontrol ilaçları kullanımı ve en önemlisi menopoz dönemi, varis hastalığının başlamasına veya mevcut varislerin belirgin şekilde artmasına zemin hazırlayabilmektedir.

Menopoz, kadın vücudunda östrojen ve progesteron gibi hormonların azalmasıyla birlikte yalnızca sıcak basması, uyku düzensizliği veya ruh hali değişimleri gibi belirtilerle değil, aynı zamanda damar duvarı elastikiyetinin azalması, bağ dokusunun zayıflaması ve dolaşım dinamiklerinin değişmesiyle de kendini gösteren oldukça önemli bir biyolojik geçiş dönemidir. Bu dönemde birçok kadın, daha önce fark etmediği bacak damarlarının belirginleştiğini, bacaklarda daha çabuk şişme ve ağırlık hissi oluştuğunu veya akşam saatlerinde kramp ve yanma şikâyetlerinin arttığını gözlemleyebilir; işte tam da bu noktada “menopoz varise neden olur mu, varis menopozda neden artar, hormon tedavileri varisi etkiler mi ve bu dönemde varis tedavisi yapılabilir mi?” gibi sorular gündeme gelir.

Bu yazıda menopoz ile varis arasındaki ilişkiyi, bilimsel mekanizmaları, menopozda varis riskini artıran faktörleri, korunma yöntemlerini ve tedavi seçeneklerini, bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı bakış açısıyla detaylı şekilde ele alacağım.

Varis Nedir? Varis Nasıl Oluşur?

Varis, bacak toplardamarlarının genişleyip kıvrımlı hale gelmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır ve temelde toplardamarların içindeki kapakçıkların görevini kaybetmesiyle gelişir; çünkü toplardamar kapakçıkları normal şartlarda kanın yer çekimine rağmen kalbe doğru tek yönlü akmasını sağlar ve geri kaçışı engeller, ancak bu kapakçıklar bozulduğunda kan bacaklarda göllenir, damar içi basınç artar ve zamanla damar duvarı genişleyerek varisleşir. Bu süreç genellikle yavaş ilerler, fakat genetik yatkınlık, uzun süre ayakta kalma, fazla kilo, gebelik ve hormon değişimleri gibi faktörler varisin daha hızlı gelişmesine neden olabilir.

Menopoz Nedir? Menopoz Döneminde Vücutta Neler Değişir?

Menopoz, adet döngüsünün kalıcı olarak sona erdiği, yumurtalıkların hormon üretiminin azaldığı ve kadın vücudunda östrojen–progesteron dengesinin belirgin şekilde değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde östrojenin azalması, yalnızca üreme sistemiyle ilgili değişiklikleri değil, damar duvarı esnekliği, bağ dokusu kalitesi, cilt yapısı, kemik yoğunluğu ve metabolik hız gibi birçok farklı sistem üzerinde etkiler oluşturur. Damar sistemi açısından bakıldığında, östrojenin azalması, damar duvarındaki elastik liflerin daha zayıf hale gelmesine ve damarların genişlemeye daha yatkın olmasına neden olabileceği için, menopoz döneminde varis şikâyetlerinin artması şaşırtıcı değildir.

Menopoz Varis Yapar mı? 

Menopoz tek başına varis “yapmaz” ancak varis oluşumunu kolaylaştıran ve varisin ilerlemesini hızlandıran bir zemin hazırlayabilir; çünkü menopozla birlikte östrojen düzeyleri düştüğünde, damar duvarında elastikiyet azalır, bağ dokusu desteği zayıflar, damarların genişleme eğilimi artar ve kapakçıkların yükü yükselir. Ayrıca menopoz döneminde kilo alımı, fiziksel aktivitenin azalması ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklar daha sık görülebilir; bu da baldır kas pompasını zayıflatarak varis riskini daha da artırır.

Varis Menopozda Neden Artar? 

Östrojen azalması damar duvarını etkiler

Östrojen, damar duvarının esnekliğini ve bağ dokusunun gücünü destekleyen hormonlardan biridir; bu hormon azaldığında damar duvarı daha “gevşek” hale gelebilir ve genişlemeye daha yatkın olur.

Bağ dokusu zayıflığı ve damar kapakçıklarının yorulması

Menopoz döneminde bağ dokusu zayıfladıkça, toplardamar kapakçıklarını destekleyen yapıların dayanıklılığı azalabilir ve kapakçık yetmezliği daha hızlı gelişebilir.

Menopozda kilo alımı ve karın içi basınç artışı

Menopoz sonrası kilo alma eğilimi artar ve özellikle karın bölgesindeki yağlanma, karın içi basıncı yükselterek venöz dönüşü zorlaştırır; bu da bacak toplardamarlarında basınç artışına yol açar.

Hareketsizlik ve baldır kas pompasının zayıflaması

Menopoz döneminde aktivite azalırsa, baldır kas pompası yeterince çalışamaz ve bacaklarda kan göllenmesi artar; bu da varis şikâyetlerini daha belirgin hale getirir.

Menopoz Döneminde Varis Belirtileri Nelerdir?

Menopoz döneminde varis; yalnızca görünür damarlarla değil, çoğu zaman “şikâyetlerle” kendini gösterir. Kadınların bu dönemde en sık yaşadığı belirtiler şunlardır:

  • Gün sonunda artan bacak ağrısı ve ağırlık hissi
  • Ayak bileklerinde belirgin şişlik
  • Bacaklarda yanma ve kaşıntı
  • Gece krampları
  • Bacaklarda huzursuzluk hissi
  • Uzun süre ayakta kalınca şikâyetlerin belirginleşmesi
  • Ciltte renk koyulaşması (ileri evrede)

Bu belirtiler özellikle sıcak havalarda ve gün sonunda belirginleşebilir.

Menopozda Hormon Tedavisi (HRT) Varisi Artırır mı?

Bu konu menopoz döneminde en çok merak edilen başlıklardan biridir; çünkü hormon replasman tedavisi bazı hastalarda dolaşım sistemi üzerinde etkiler oluşturabilir. HRT’nin varis gelişimini kesin olarak artırdığına dair net bir genelleme yapmak doğru değildir; ancak damar hastalığı riski bulunan, pıhtılaşma eğilimi olan veya daha önce damar problemi yaşamış kişilerde hormon tedavisi kararının kadın doğum uzmanı ve gerekirse damar cerrahisi uzmanı ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Özellikle varis şikâyeti olan menopoz hastalarında, damar ultrasonu ile venöz yetmezliğin değerlendirilmesi ve risk analizinin yapılması, daha güvenli bir yaklaşım sağlar.

Menopozda Varisten Korunmak İçin Neler Yapılmalı? (Evde Uygulanabilir Öneriler)

Düzenli yürüyüş ve bacak kaslarını çalıştırmak

Baldır kasları çalıştıkça toplardamar dönüşü kolaylaşır, bacaklarda kan göllenmesi azalır ve varis şikâyetleri hafifleyebilir.

Kilo kontrolü

Menopoz döneminde kilo almak kolaylaştığı için kilo kontrolü varis riskini azaltan en etkili stratejilerden biridir.

Uzun süre ayakta kalmaktan veya oturmaktan kaçınmak

Her 45–60 dakikada bir hareket etmek, varis basıncını düşürür.

Bacakları yüksekte dinlendirmek

Günde birkaç kez 15–20 dakika bacakları kalp seviyesinin üzerinde tutmak, ödemi azaltabilir.

Varis çorabı kullanımı

Doktorun önerdiği basınç sınıfında varis çorabı, toplardamar dönüşünü destekler ve şikâyetleri azaltır.

Sıcak ortamlardan kaçınmak

Hamam, sauna veya uzun sıcak banyolar damarları genişleterek şikâyetleri artırabilir.

Menopoz Döneminde Varis Tedavisi Yapılabilir mi?

Evet, menopoz döneminde varis tedavisi rahatlıkla yapılabilir ve tedavi planı hastalığın evresine göre belirlenir; çünkü günümüzde modern damar tedavileri sayesinde çoğu varis problemi ameliyatsız veya minimal girişimlerle tedavi edilebilmektedir. Bu tedaviler arasında endovenöz lazer, radyofrekans ablasyon, köpük skleroterapi ve yüzeyel varislerin küçük girişimlerle alınması gibi yöntemler yer alır. Menopoz döneminde varis tedavisi yapılırken en önemli konu, hastanın genel sağlık durumunun değerlendirilmesi ve pıhtı riski gibi faktörlerin doğru analiz edilmesidir.

Varis Menopozda Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Varis hastalığı tedavi edilmediğinde zaman içinde ilerleyebilir ve yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkıp, bacaklarda kronik ağrı, artan ödem, ciltte koyulaşma, egzama benzeri değişimler ve ileri evrede varis ülseri gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir; ayrıca bazı hastalarda yüzeyel damar iltihabı veya pıhtı oluşumu riski de artabilir. Bu nedenle menopoz döneminde varis şikâyetleri başlıyorsa veya belirgin şekilde artıyorsa, erken dönemde değerlendirilmek uzun vadede çok daha kolay bir tedavi süreci sağlar.

Ne Zaman Kalp ve Damar Cerrahisine Başvurmalısınız?

Aşağıdaki durumlar varsa gecikmeden değerlendirme önerilir:

  • Varis şikâyetleri hızla artıyorsa
  • Bacakta belirgin şişlik ve ağrı varsa
  • Ciltte koyulaşma, kaşıntı ve egzama başladıysa
  • Varisli bölgede sertlik, kızarıklık ve ısı artışı varsa
  • Kanama veya yara oluştuysa
  • Tek bacakta ani şişlik ve ağrı oluştuysa (pıhtı şüphesi)

Sonuç: Menopoz Dönemi Varis İçin Kritik Bir Eşiktir

Menopoz, damar duvarı elastikiyetinin azalması ve yaşam tarzı değişiklikleri nedeniyle varis şikâyetlerinin artabileceği bir dönemdir; ancak doğru önlemler alındığında varis oluşumunu yavaşlatmak ve mevcut varisleri kontrol altına almak mümkündür. Erken dönemde yapılacak damar ultrasonu ve kişiye özel planlama, hem tedavi başarısını artırır hem de varisin ilerleyerek daha ciddi sorunlara dönüşmesini engeller.

Op. Dr. Köksal Dönmez – Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Menopoz döneminde varis şikâyetleri yaşayan hastalarda, en doğru yaklaşım detaylı damar ultrasonu ile toplardamar yetmezliğinin derecesini belirlemek ve buna göre kişiye özel tedavi planı oluşturmaktır. Varis şikâyetleriniz varsa veya menopoz döneminde bacaklarınızda artan ağrı, şişlik ve damar belirginliği yaşıyorsanız, değerlendirme ve randevu için benimle iletişime geçebilirsiniz.

📞 Damar ultrasonu, varis tedavisi ve size özel planlama için web sitem üzerinden randevu oluşturabilir, benimle iletişime geçebilirsiniz.

Varis Hastalığında Obezitenin Rolü

Varis Hastalığında Obezitenin Rolü

Varis hastalığı, toplardamarların genişlemesi, kıvrımlı hale gelmesi ve damar kapakçıklarının işlevini tam olarak yerine getirememesi nedeniyle bacaklarda belirgin damar görünümü, ağrı, dolgunluk hissi, yanma, kaşıntı, kramp, şişlik ve ilerleyen evrelerde ciltte renk değişiklikleri ile yaraya kadar uzanabilen şikâyetlere yol açabilen son derece yaygın bir dolaşım problemidir. Varis, çoğu kişi tarafından sadece “estetik bir sorun” gibi algılansa da aslında altta yatan toplardamar yetmezliği nedeniyle zamanla ilerleyebilen, yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilen ve tedavi edilmediğinde komplikasyonlara neden olabilen bir hastalıktır; bu nedenle varis gelişimini hızlandıran ve varis tedavisinin başarısını etkileyen faktörleri doğru şekilde bilmek, hastalığı kontrol altına almanın en etkili yollarından biridir.

Bu faktörlerin başında ise, günümüzde giderek daha sık karşılaştığımız obezite gelir. Obezite yalnızca kilo fazlalığı değil; bacak toplardamarlarında basıncın artmasına, kapakçıkların daha hızlı bozulmasına, varisin daha erken yaşta ortaya çıkmasına ve tedavi sonrası tekrar etme riskinin artmasına neden olabilen çok önemli bir risk faktörüdür.

Bu yazıda varis hastalığında obezitenin rolünü, hangi mekanizmalarla varisi artırdığını, kilo kontrolünün varis tedavisindeki yerini ve varisten korunmak için uygulanabilir stratejileri, bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı bakış açısıyla detaylı şekilde ele alacağım.

Varis Nedir? Varis Nasıl Oluşur?

Varis, bacaklardaki toplardamarların genişleyip kıvrımlı hale gelmesiyle ortaya çıkan bir damar hastalığıdır ve temel problem, toplardamarların içinde yer alan kapakçıkların zamanla zayıflaması veya bozulmasıdır. Normal şartlarda bu kapakçıklar, kanın yer çekimine karşı kalbe doğru akmasını sağlarken geri kaçışı engeller; ancak kapakçıklar bozulduğunda kan bacaklarda göllenir, damar içi basınç artar ve damarlar zamanla genişleyerek varis görünümünü oluşturur. Bu süreç genellikle yavaş ilerler fakat risk faktörleri varlığı halinde çok daha hızlı gelişebilir.

Obezite Varis Yapar mı? 

Evet, obezite varis oluşumunu belirgin şekilde artırabilen en güçlü risk faktörlerinden biridir; çünkü vücut ağırlığının artması, özellikle karın içi basıncını yükselterek bacak toplardamarlarından kalbe dönen kanın akışını zorlaştırır ve toplardamarların kapakçıkları üzerinde sürekli bir yük oluşturarak zamanla bu kapakçıkların görevini yapamaz hale gelmesine neden olur. Ayrıca obezite, kişinin hareketliliğini azaltarak baldır kas pompasının etkin çalışmasını engeller ve bu durum toplardamar dolaşımını daha da bozarak varis şikâyetlerinin artmasına yol açar.

Obezite Varis Riskini Nasıl Artırır? 

Obezitenin varis gelişimindeki etkisi yalnızca “bacaklara yük binmesi” ile açıklanamaz; aslında vücuttaki yağ dokusunun artması, dolaşım sisteminde çok daha kompleks değişikliklere yol açar ve bu değişiklikler varis hastalığını hızlandırır.

Karın içi basıncının artması

Fazla kilo özellikle karın bölgesinde arttığında, karın içindeki basınç yükselir ve bu durum bacaklardan gelen venöz dönüşü zorlaştırarak toplardamarlarda basınç artışına neden olur, bu basınç artışı da kapakçıkların daha hızlı bozulmasına zemin hazırlar.

Baldır kas pompasının zayıflaması

Varisten korunmanın en önemli savunma mekanizması baldır kaslarının hareket sırasında toplardamarları sıkıştırarak kanı yukarı doğru pompalamasıdır; obeziteye bağlı hareketsizlik bu pompa sistemini zayıflattığında, bacaklarda kan göllenmesi artar ve varis ilerler.

Damar duvarında inflamasyon ve esneklik kaybı

Obezite, vücutta kronik düşük dereceli inflamasyonu artırır ve bu durum damar duvarında elastikiyet kaybına, damarların genişlemeye daha yatkın hale gelmesine neden olabilir.

Lenf dolaşımı bozukluğu ve bacak şişliği

Fazla kilo, lenf sistemini de etkileyerek bacaklarda şişlik ve ödemi artırabilir; bu da varis şikâyetlerini daha belirgin hale getirir ve ciltte hasar riskini artırır.

Obezite Varis Tedavisini Zorlaştırır mı?

Obezite, varis tedavisini zorlaştırabilir ve tedavi sonrası tekrar etme riskini artırabilir; çünkü fazla kilolu hastalarda damar çapları daha geniş olabilir, bacak dokusu kalın olduğu için ultrason değerlendirme süreci daha zorlaşabilir ve cerrahi veya girişimsel tedavi sonrası iyileşme süreci daha uzun sürebilir. Ayrıca kilo kontrolü sağlanmazsa, varis tedavisi ile kapatılan damarlar dışında kalan diğer toplardamarlarda zamanla yeniden yetmezlik gelişebilir ve hastalık tekrar edebilir.

Bu nedenle varis tedavisinde yalnızca damarı tedavi etmek değil, varise neden olan yaşam tarzı faktörlerini de yönetmek gerekir.

Obezite Varis Belirtilerini Nasıl Artırır?

Obezite, varis belirtilerini hem daha erken yaşta başlatabilir hem de mevcut varis şikâyetlerini daha ağır hale getirebilir; çünkü artan basınç, bacaklarda ağrı, yanma, dolgunluk, gece krampları ve ayak bileklerinde şişlik gibi şikâyetlerin daha sık görülmesine neden olur.

Varis hastalığında obezite ile sık görülen belirtiler

  • Gün sonunda artan bacak ağrısı ve dolgunluk hissi
  • Ayak bileklerinde belirgin şişlik
  • Kaşıntı ve yanma hissi
  • Gece krampları
  • Ciltte koyulaşma ve renk değişiklikleri
  • İleri evrede varis yarası (venöz ülser) riski

Kilo Vermek Varise İyi Gelir mi?

Evet, kilo vermek varis hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir ve varis şikâyetlerini belirgin şekilde azaltabilir; çünkü kilo kaybı ile karın içi basınç azalır, toplardamar dönüşü rahatlar, bacaklara binen yük düşer ve baldır kas pompası daha aktif hale gelir. Bu durum, özellikle erken evre varis hastalarında şikâyetlerin kontrol altına alınmasında oldukça etkili olabilir.

Ancak burada önemli bir nokta şudur: Kilo vermek varisi tamamen “ortadan kaldırmaz”, fakat varisin ilerlemesini yavaşlatır ve tedavi sonrası kalıcılığı artırır.

Varis ve Obezite ile Birlikte En Sık Yapılan Hatalar

Varis şikâyeti olan ve kilo fazlalığı bulunan birçok kişi, farkında olmadan varisin daha hızlı ilerlemesine neden olabilecek bazı hatalar yapar.

Uzun süre ayakta kalmak veya uzun süre oturmak

Hareketsiz kalmak toplardamar basıncını artırır.

Sıcak ortamlar ve hamam-sauna alışkanlığı

Yüksek ısı damarları genişleterek varis şikâyetlerini artırabilir.

Yanlış çorap kullanımı veya çorap kullanmamak

Uygun basınçta varis çorabı, toplardamar dönüşünü destekler.

Kilo kontrolünü ertelemek

Tedavinin başarısını azaltır ve tekrar riskini artırır.

Varis Hastalığında Obezite Varken Ne Yapılmalı? (Evde Uygulanabilir Öneriler)

Gün içinde bacakları yukarı kaldırma

Günde birkaç kez 15–20 dakika bacakları kalp seviyesinin üzerinde tutmak, toplardamar basıncını azaltabilir.

Yürüyüş ve baldır kaslarını çalıştırmak

Düşük tempolu düzenli yürüyüş, varis hastaları için en uygun egzersizlerden biridir.

Doğru varis çorabı kullanımı

Uygun basınç sınıfında çorap kullanımı, şikâyetleri azaltır.

Kilo yönetimi ve beslenme düzeni

Tuz tüketimini azaltmak, lifli beslenmek ve su tüketimini artırmak ödemi azaltabilir.

Duruş ve çalışma düzeni

Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak önemlidir.

Varis Hastalığında Hangi Durumlarda Doktora Başvurmalısınız?

Varis, basit bir damar belirginliği olmaktan çıkıp ciddi dolaşım problemine dönüşebilir; bu nedenle aşağıdaki belirtiler varsa gecikmeden değerlendirilmelidir:

  • Şiddetli bacak ağrısı ve giderek artan şişlik
  • Ciltte koyulaşma, egzama benzeri görüntü
  • Varisli bölgede sertlik, kızarıklık ve ısı artışı
  • Kanama
  • Açılmayan yaralar (varis ülseri)
  • Ani başlayan ağrı ve tek bacakta şişlik (pıhtı şüphesi)

Varis Tedavisinde Kilo Kontrolü Neden Tedavinin Bir Parçasıdır?

Varis tedavisi; lazer, radyofrekans, köpük tedavisi veya cerrahi yöntemlerle başarılı şekilde yapılabilir; ancak obezite kontrol altına alınmadığında tedavi edilen damar dışında kalan damarlar zamanla tekrar yetmez hale gelebilir ve varis tekrar edebilir. Bu nedenle kilo kontrolü, varis tedavisinin başarısını artıran en önemli uzun vadeli stratejilerden biridir.

Sonuç: Varisle Mücadelede Kilo Kontrolü Tedavinin Kendisi Kadar Önemlidir

Varis hastalığında obezite, hem hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştıran hem de varisin ilerlemesini hızlandıran güçlü bir faktördür. Kilo kontrolü sağlandığında varis şikâyetleri azalır, tedavi başarısı artar ve komplikasyon riski düşer. Bu nedenle varis problemi yaşayan kişilerin yalnızca varisli damarı değil, varise neden olan yaşam tarzı faktörlerini de aynı anda yönetmesi gerekir.

Op. Dr. Köksal Dönmez – Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Varis hastalığında en doğru tedavi planı, hastalığın evresine göre yapılacak detaylı damar ultrasonu ve kişiye özel yaklaşım ile belirlenir. Varis şikâyetleriniz varsa veya obeziteye bağlı varis riskini değerlendirip size özel koruyucu öneriler almak istiyorsanız, bilimsel ve güncel yaklaşımla detaylı değerlendirme için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Varis En Çok Kimlerde Görülür?

Varis En Çok Kimlerde Görülür?

Varis, toplardamarların genişleyip kıvrımlı hâle gelmesiyle ortaya çıkan ve hem estetik açıdan rahatsızlık veren hem de sağlık açısından ciddi sonuçlara yol açabilen yaygın bir damar hastalığıdır. Günümüzde özellikle bacak varisleritoplardamar yetmezliğiörümcek ağı damarları ve kılcal damar çatlamaları, arama motorlarında en çok araştırılan konular arasında yer almaktadır.

Peki varis en çok kimlerde görülür? Hangi risk grupları varis gelişimi açısından daha yüksek tehlike altındadır? Klinik deneyimlerim ve güncel bilimsel veriler doğrultusunda varis hastalığının en sık görüldüğü kişileri detaylı şekilde ele aldım.

1. Genetik Yatkınlığı Olanlar (Ailede Varis Öyküsü)

Varisin en güçlü risk faktörü genetik yatkınlıktır.

  • Annesinde, babasında veya yakın akrabalarında varis bulunan kişilerde
  • Toplardamar kapakçık yapısı doğuştan zayıf olan bireylerde
  • Ailevi damar genişleme problemi olanlarda

varis gelişme ihtimali %70’e kadar çıkmaktadır.

Bu nedenle “Varis neden olur?” sorusunun en temel cevabı genetik yapıdır.

2. Uzun Süre Ayakta Kalan Meslek Grupları

Arama hacmi en yüksek konulardan biri: “Ayakta durmaktan varis olur mu?”

Evet, uzun süre ayakta kalmak bacak toplardamarlarına baskıyı artırır ve varis oluşumunu kolaylaştırır.

Risk altındaki meslekler:

  • Öğretmenler
  • Kuaförler
  • Garsonlar
  • Fabrika çalışanları
  • Cerrahlar ve sağlık personeli
  • Güvenlik görevlileri

Gün içinde uzun saatler ayakta duran kişilerde bacaklarda şişlik, ağrı, damar belirginleşmesi sık görülür.

3. Uzun Süre Oturanlar (Masa Başı Çalışanları)

Varisin sadece ayakta duranlarda değil, uzun süre oturan kişilerde de sık görüldüğünü bilmek önemlidir.

  • Ofis çalışanları
  • Bilgisayar başında uzun saatler geçirenler
  • Şoförler
  • Çağrı merkezi çalışanları

hareketsizlik nedeniyle bacak dolaşımı yavaşlar, toplardamar basıncı artar ve varis gelişimi hızlanır.

4. Fazla Kilolu ve Obez Bireyler

Obezite, arama hacmi yüksek risk faktörlerinden biridir.

Fazla kilo:

  • Bacaktaki venöz basıncı artırır
  • Toplardamar kapakçıklarının çalışmasını zorlaştırır
  • Dolaşımı yavaşlatır

Bu nedenle kilolu bireylerde varis daha erken yaşta ve daha şiddetli görülür.

5. Hamilelik Dönemindeki Kadınlar

Hamilelikte hormonal değişiklikler ve rahmin büyümesi nedeniyle bacak toplardamarlarında baskı artar.

Hamilelikte:

  • Progesteron hormonunun etkisiyle damar duvarları gevşer
  • Artan kan hacmi damarları zorlar
  • Bacaklarda ödem ve damar genişlemesi sık görülür

Bu nedenle gebeler varis açısından yüksek riskli gruptur. Özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde şikâyetler artabilir.

6. Hormonal Değişiklik Yaşayan Kadınlar

Kadınlarda varis görülme oranı erkeklere göre yaklaşık 3 kat daha fazladır. Bunun en önemli nedeni hormonlardır.

Risk artışı görülen dönemler:

  • Doğum kontrol hapı kullanımı
  • Menopoz dönemi
  • Adet döngüsünde hormon değişimleri

Östrojen ve progesteron toplardamar duvarını etkileyerek varisin gelişimine zemin hazırlar.

7. Hareketsiz Yaşam Sürenler

Sedanter yaşam tarzı, modern çağın en büyük problemlerinden biri.

Hareketsizlik:

  • Toplardamarlarda kanın göllenmesine
  • Kapakçıkların zamanla zayıflamasına
  • Bacaklarda şişlik, ağrı, ağırlık hissine

neden olur.

Düzenli yürüyüş yapan bireylerde varis gelişme riski belirgin şekilde azalır.

8. Fazla Sıcak Ortamlarda Çalışan veya Zaman Geçirenler

Sıcak ortam damarların genişlemesine neden olur. Bu nedenle:

  • Fırın çalışanları
  • Sauna ve hamamda uzun kalanlar
  • Aşırı sıcak iklimde yaşayanlar

varis açısından risk altındadır.

Sıcak ortam damar genişlemesini artırarak varis şikâyetlerini kötüleştirir.

9. Yaş Faktörü

Yaş ilerledikçe toplardamar duvarları elastikiyetini kaybeder. Özellikle:

40 yaş sonrası

50 yaş üzeri bireylerde

varis daha sık ortaya çıkar ve daha belirgin seyreder.

Varis Belirtileri Kimlerde Daha Şiddetli Görülür?

Riskli gruplarda belirtiler daha erken ve yoğun ortaya çıkar:

  • Bacaklarda ağrı ve yanma
  • Kabarık damar görünümü
  • Gece krampları
  • Ayakta kalınca artan yorgunluk hissi
  • Bileklerde ve ayakta şişme
  • Kaşıntı ve cilt renginde koyulaşma

Bu belirtiler ilerlerse venöz yetmezlik, damar iltihabı, cilt yaraları gibi ciddi problemler ortaya çıkabilir.

Varis Kimlerde Daha Tehlikelidir?

Özellikle:

  • Diyabet hastalarında
  • Sigara kullananlarda
  • Obez bireylerde
  • Venöz yetmezliği ilerlemiş olanlarda
  • Uzun süre hareketsiz kalanlarda

varis, daha hızlı ilerleyerek komplikasyonlara yol açabilir.

Sonuç: Varis Riskinizi Bilmek, Erken Tanı İçin Anahtardır

Varis, doğru zamanda fark edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle bile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kimlerin risk altında olduğunu bilmek, erken tanı ve doğru tedavi için büyük avantaj sağlar.

Siz de varis belirtileri yaşıyorsanız veya risk grubunda olup olmadığınızı öğrenmek istiyorsanız, detaylı bir damar muayenesi için kliniğime başvurabilirsiniz.

Op. Dr. Köksal Dönmez – Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Varis Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?

Varis Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?

Sevgili okuyucularımız, bacaklarda estetik kaygılara yol açan ve zamanla ciddi sağlık sorunlarına dönüşebilen varisler, günümüzde oldukça yaygın bir problem. Özellikle ilerlemiş varis vakalarında, hastalarımız sıklıkla “Varis ameliyatı kaç günde iyileşir?” veya “Varis tedavisinden sonra normal hayata ne zaman dönerim?” gibi sorularla kliniğimize başvuruyor.

Unutulmamalıdır ki, günümüzdeki varis tedavisi yöntemleri, klasik cerrahi yaklaşımlardan çok daha konforlu ve kısa iyileşme süreleri sunmaktadır. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı olarak, Op. Dr. Köksal Dönmez adıyla, sizlere modern varis ameliyatı tekniklerini ve bu süreçte sizi bekleyen iyileşme aşamalarını detaylıca anlatacağım.

Varis Nedir?

Varis, bacaklarımızdaki toplardamarların (venlerin) genişlemesi, kıvrılması ve cilt yüzeyinden belirgin hale gelmesi durumudur. Bu durum, genellikle damar içindeki kapakçıkların görevini tam yapamaması sonucu kanın geriye doğru kaçması ve damarda birikmesiyle ortaya çıkar. Bu birikme sonucunda damar duvarı esner ve genişler.

Varis Ameliyatı (Tedavisi) Artık Ne Anlama Geliyor?

Geleneksel olarak akla gelen kesi yapılan büyük operasyonlar, günümüzde yerini minimal invaziv (küçük girişimli) yöntemlere bırakmıştır. İyileşme süresini belirleyen en önemli faktör, uygulanan varis tedavisi yöntemidir.

Tedavi Yöntemiİyileşme HızıUygulandığı Varis Tipi
Lazer Ablasyon (EVLA)Çok Hızlı (Aynı Gün/Ertesi Gün)Büyük Toplardamar Yetmezliği
Radyofrekans AblasyonÇok Hızlı (Aynı Gün/Ertesi Gün)Büyük Toplardamar Yetmezliği
Yapıştırıcı (VenaSeal)En Hızlı (Hemen Normal Hayat)Büyük Toplardamar Yetmezliği
SkleroterapiAnında (Öğle Arası Tedavisi)Kılcal ve Orta Boy Varisler
Klasik Cerrahi (Stripping)Uzun (2-4 Hafta)Çok İleri ve Karmaşık Vakalar

2. Lazer ve Radyofrekans Ablasyon Sonrası İyileşme (Minimal İnvaziv Yöntemler)

Günümüzde en sık uygulanan ve halk arasında ameliyat olarak da adlandırılan bu yöntemler, damar içine girilerek lazer veya ısı enerjisi ile damarın kapatılması prensibine dayanır.

A. Hastanede Kalış Süresi

  • İşlem, genellikle lokal anestezi altında yapılır ve aynı gün taburcu olursunuz. Hastanede kalış süresi minimumdur.

B. Ağrı ve İlaç Kullanımı

  • İşlem sonrası hissedilen ağrı oldukça hafiftir ve basit ağrı kesicilerle kolayca yönetilebilir.
  • Ağrı genellikle ilk 24-48 saatte en belirgindir, sonrasında hızla azalır.

C. İşe Dönüş ve Günlük Aktivite

  • Günlük Aktivitelere Dönüş: İşlemden hemen sonra yürümek teşvik edilir. Bu, iyileşme sürecinin kritik bir parçasıdır.
  • İşe Dönüş: Çoğu hasta, 1 ila 3 gün içerisinde masa başı işlerine geri dönebilir. Ayakta durmayı gerektiren veya ağır fiziksel aktivite içeren işlerde bu süre 1 haftaya uzayabilir.

D. İyileşme Sürecinin Tamamlanması

  • Gerçek doku iyileşmesi ve vücudun damarı tamamen absorbe etmesi 3 ila 6 ay sürse de, hastanın kendini tamamen iyileşmiş hissetmesi ve yaşam kalitesinin artması ilk haftanın sonunda belirginleşir.

3. Yapıştırıcı (VenaSeal) Yönteminde İyileşme Mucizesi

  • Bu yöntemde ısı kullanılmadığı için damar çevresinde ısı hasarı olmaz.
  • İyileşme Süresi: İyileşme süreci en kısa olan yöntemdir. Hasta, işlemden hemen sonra normal hayatına dönebilir. Genellikle bandaj ya da varis çorabı kullanımına bile gerek kalmaz (hekim kararına bağlıdır).
  • Avantajı: “Ameliyat” sonrası iyileşme süresini sıfıra indiren bir tedavi seçeneğidir.

4. Klasik Cerrahi (Stripping) Sonrası İyileşme

Geniş kesilerle yapılan geleneksel varis ameliyatı (stripping) nadiren de olsa gerekli olabilir.

  • Hastanede Kalış Süresi: Genellikle 1-2 gün hastanede kalış gerektirir.
  • İyileşme Süresi: Kesi ve dikişler nedeniyle tam iyileşme süresi 2 ila 4 hafta arasında değişir. Bu süreçte hareket kısıtlılığı ve ağrı daha belirgindir.
  • İşe Dönüş: İşin niteliğine göre 10 günden 3 haftaya kadar sürebilir.

Op. Dr. Köksal Dönmez’den Hızlı İyileşme İçin Kritik İpuçları

Varis tedavisi sonrası iyileşme hızınızı artırmak sizin elinizde!

  1. Varis Çorabı Kullanımı: Hekiminizin önerdiği süre boyunca (genellikle 1-2 hafta) varis çorabını düzenli kullanın. Bu, ödemi azaltır ve iyileşmeyi hızlandırır.
  2. Yürüyüş Yapın: Hareketsizlikten kaçının. İşlemden sonra kısa ve sık yürüyüşler yapmak, kan dolaşımını destekler ve pıhtı riskini azaltır.
  3. Bacakları Yüksekte Tutun: Dinlenirken bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerine kaldırın. Bu, ödem ve şişliği minimize etmeye yardımcı olur.
  4. Ağrı Yönetimi: Doktorunuzun reçete ettiği ağrı kesicileri düzenli kullanmaktan çekinmeyin.
  5. Kontrolleri Aksatmayın: İşlem sonrası belirli aralıklarla yapılacak Doppler USG kontrolleri, tedavinin başarısını ve damar sağlığınızı takip etmek için hayati öneme sahiptir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) – Varis Tedavisi

SoruCevap (Op. Dr. Köksal Dönmez)
Varisler tekrarlar mı?Tedavi edilen damar genellikle kapanır, ancak varis bir hastalıktır. Yeni varisler oluşmaması için yaşam tarzı değişiklikleri (spor, kilo kontrolü) önemlidir.
Tedavi sonrası iz kalır mı?Lazer/Radyofrekans yöntemlerinde sadece küçük iğne giriş yerleri olur ve bunlar zamanla kaybolur. Klasik cerrahide kesi izi kalabilir.
Ne zaman spor yapabilirim?Genellikle yürüyüşe hemen başlanır. Ağır egzersizler (koşu, ağırlık kaldırma) için hekimin onayı alınmalı, bu süre genellikle 1-2 haftadır.

Sonuç

Gördüğünüz gibi, “Varis Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?” sorusunun cevabı, modern tedavi yöntemleri sayesinde artık günler, hatta saatler mertebesindedir. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı olarak, uyguladığımız minimal invaziv tedaviler sayesinde hastalarımızı en kısa sürede, en az ağrı ile günlük hayatlarına döndürmeyi hedefliyoruz.

Eğer varis şikayetleriniz varsa, doğru teşhis ve size en uygun tedavi yöntemi için vakit kaybetmeden Op. Dr. Köksal Dönmez kliniğine başvurarak detaylı varis muayenesi olmanızı öneririm. Sağlıklı ve ağrısız günler dileriz!

Randevu ve detaylı bilgi için bize ulaşın.

Skleroterapi Tedavisi

Skleroterapi damar içine bir ilaç verilerek o damarın kapatılması işlemidir.

Skleroterapi tedavisine iğne tedavisi de denilir. Skleroterapi eğer ilaç köpürtülerek uygulanırsa buna köpük tedavisi denilir. Aslında bu da skleroterapi nin bir türevidir.

Skleroterapi sırasında ilaç damara verildiğinde damarın iç kısmını bu ilaç etkiler. Damarın kapanmasını daha sonra da yok olmasını Skleroterapi sağlar.

Skleroterapi ameliyatsız varis tedavisi yöntemlerinin en sık kullanılanlarından biridir. Bu tedavide varisin klasik tedavisi olan ameliyat yerine ameliyatsız varis tedavisi yapılır.

Skleroterapi ne zaman gereklidir?

Bacaklardaki toplardamarlar doğru çalışmadığı için artık vücuda gerekli damar değildir. Bu nedenle Skleroterapiyle kapatılmaları ya da çıkarılmaları kişiye hiç bir zarar vermez, aksine varise bağlı şikayetleri ortadan kaldırır.

Skleroterapinin etkileri nelerdir?

Skleroterapinin sonrasında varisli damar kapanır ancak görüntünün düzelmesi zaman alır. Bu süre kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Bazen rahatsızlığın tümüyle yok olması birkaç aya ulaşabilir. Rahatsızlık ne kadar fazla ise yok olma o kadar uzun sürer.

Skleroterapi ya da köpük tedavisi hem kılcal, hem orta boy, hem de büyük varislere uygulanabilir. Ama ana damar varislerinin tedavisinde (safen toplardamar varislerinde) uygulaması önerilmez.

Skleroterapi nerede kullanılır?

Skleroterapiyle veya köpük tedavisiyle varis tedavisinin asıl kullanım alanı, kılcal ve orta boy varislerdir. Bu iki grubun tedavisinde uygulanan en etkili yöntem Skleroterapidir. Bu yöntem tedavide ilk seçenektir.

Kılcal varislerin tedavisinde deri yüzeyinden yapılan lazer ya da RF yöntemleri de kullanılmaktadır ama bunların etkinliği Skleroterapi ve köpük tedavisine göre daha azdır.

Skleroterapiyle veya diğer bir ismi ile köpük tedavisiyle orta boyların tedavisinde kullanılabilen tek tekniktir. Tedavi mükemmel sonuç verir.

Skleroterapinin hasta konforuha katkısı çok büyüktür. Skleroterapide ve köpük tedavisinde büyük varislerin tedavisinde damar içi lazer veya Radyofrekans yöntemiyle ana damarlar tedavi edildikten sonra kalan büyük varislerin tedavisine yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılır.

Skleroterapi uygulaması öncesinde ne yapılmalıdır?

Skleroterapi uygulamasına geçilmeden önce muhakkak renkli doppler ultrason ile yüzeyde görülen ve Skleroterapiyle kapatılabilecek büyüklükteki varislerin nedeni araştırılır. Bu araştırma yapılmadan yani renkli doppler ultrason ile iç varis olup olmadığı kontrol edilmeden yapılacak Skleroterapi başarılı sonuç vermez.

Zira Skleroterapiyle kapatılan damarları besleyen varisli iç damarlar kapatılmadığı müddetçe yüzeyde yeni varislerin oluşması kaçınılmazdır. Bu nedenle renkli doppler ultrason yapmadan yüzeyden gözle yapılan muayene sonrası Skleroterapi yaptırılması tarafımca kesinlikle tavsiye edilmemektedir.

Varislere iğne ya da skleroterapi yapılışı:

  1. Ultrason ile hedeflenen varise iğne ile girişim yapılır,
  2. İğne ile varis ilacı damara verilir,
  3. Verilen ilaç damarı içten kapatır,
  4. Belli bir zaman sonra varisli damar yok olur.

Kılcal Damar Tedavisi

Kılcal damar, vücutta yer alan en ince kan damarlardır. Bu kılcal damarlar, birçok ana damarla bağlantı sağlar. Kılcal damar çatlaması ise birçok kılcal damarın birbirine yakın bir şekilde yırtılması sonucunda meydana gelir. Böylelikle cildin alt yüzeyinde kan birikir ve morluklar oluşabilir. Bu boyutu değişebilen mavimsi-mor veya siyah bir morluktur. Kılcal damar çatlaması tedavisinde genellikle lazer tercih edilir.

Kılcal Damar Çatlaması Nedir?

Kılcal damar çatlaması, cildin yüzeyine yakın ince damarların zarar görmesiyle oluşan bir durumdur. Ciltte kırmızı, mor, mavi benekler veya çizgiler olarak görülebilir. Genellikle zararsız olsa da, bazen altta yatan ciddi bir sağlık sorununun göstergesi olabilir. Bazı durumlarda da oluşan kılcal damar çatlaması ciddi semptomlara neden olmayabilir. Birkaç gün ya da hafta içerisinde iyileşme gösterir.

Kılcal Damar Çatlaması Neden Olur?

Kılcal damar çatlaması güneş ışığı, çeşitli ilaçlar, yaşlılık, fiziksel darbeler, hormonal tedaviler nedeniyle oluşabilir. Günlük hayatta yapılan bazı davranışlarda buna sebep olabilir. Kılcal damar çatlamasının en yaygın sebepleri şöyle sıralanır:

  • Fiziksel Darbeler
  • Yaşlanma
  • Hassas/Gergin Cilt
  • Hormonal Değişiklikler
  • Güneş Işığı

Fiziksel Darbeler

Derinin dışarıdan aldığı fiziksel darbeler sonucunda kılcal damar çatlayabilir. Düşme, darbeler, basınç buna sebebiyet verebilir.

Yaşlanma

Yaşın ilerlemesiyle vücutta bazı değişimler gözlenir. Özellikle deride ve damarlarda esneklik azalır, bunun sonucunda da kılcal damarlarda çatlamalar gözlenebilir.

Hassas/Gergin Cilt

Cilt hassasiyeti arttıkça dışarıdan gelen darbelere karşı kılcal damar çatlama oranı artar. Aynı zamanda gergin ciltlerde de bu gözlenebilir.

Hormonal Değişiklikler

Vücutta kimi zaman hormonal değişimler gerçekleşir. Başta hamilelik olmak üzere vücutta büyük değişimlere sebep olan hormonal değişimler kılcal damar çatlamasına sebep olabilir. 

Güneş Işığı

Uzun süre güneşe maruz kalan ciltlerde birçok farklı cilt problemi gözlenebilir. Yüksek UV ışınları cilt esnekliğini azaltır ve kılcal damar çatlamasına neden olabilir.

Kılcal Damar Çatlaması Nerelerde Olur?

Kılcal damar çatlaması vücudun farklı noktalarında gözlenebilir. Fakat kimi insanlarda vücudun bazı bölgelerinde kılcal damar çatlaması yoğunlaşabilir. Bacak, kol, yüzde daha sık görülebilir.

  • Burun kılcal damar çatlaması
  • Bacakta kılcal damar çatlaması
  • Yüzde kılcal damar çatlaması
  • Gözde kılcal damar çatlaması

Burun kılcal damar çatlaması

Burun kılcal damar çatlaması genellikle estetik sebeplerden dolayı rahatsızlık duyulan bir durum olarak görülse de burun tıkanıklığı gibi nefes alam problemlerinin temel nedeni olabilir. Lazer uygulamaları sayesinde tedavisi mümkündür.

Bacakta kılcal damar çatlaması

Bacakta kılcal damar çatlaması, cilt yüzeyine yakın damarların çatlamasıyla oluşur. Kırmızı ve mor renkte görülebilir. Dar kıyafetler, uzun süre ayakta kalmak, obezite, sigara kullanımı sebep olabilir.

Yüzde kılcal damar çatlaması

Yüzde kılcal damar çatlaması özellikle burun çevresinde görülebilir. Bunun birçok sebebi vardır. Cilt derisinin ince olması, genetik faktörler, yaşlanma, uzun süre güneş ışığına maruz kalmak gibi nedenleri olabilir. Tedavide genellikle ışık ve lazer tedavisi tercih edilse de bir uzman tarafından cildinizin analiz edilerek en uygun tedavi gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır.

Gözde kılcal damar çatlaması

Gözde kılcal damar çatlaması beyaz kısımda gerçekleşir. Burada bulunan kılcal damarların çeşitli nedenlere bağlı olarak genişlemesi ya da çatlaması sonucunda görülür. Gözde kızarıklık meydana gelir ve sebebinin bilinmemesi durumunda en yakın sağlık merkezine gidip destek alınması gerekir.

Bebeklerde Kılcal Damar Çatlaması Neden Olur?

Kılcal damar çatlaması yaşı ilerlemiş bireylerde görülebileceği gibi bebeklerde de gözlenebilir. Bebeklerde kılcal damar çatlamasının nedenleri değişebilir. Kılcal damar çatlaması genellikle zarar gibi görünse de uzman bir doktor tarafından incelenmelidir.

  • Genetik sebepler
  • Hemanjiom
  • Darbeler
  • Tansiyon

Genetik sebepler

Ailede bulunan kılcal damar çatlağı bebekte de görülebilir. Genetik problemler kimi zaman gelecek nesillerde ortaya çıkabilir.

Hemanjiom

Bebeklerde sıklıkla görülen bir rahatsızlıktır. Anormal şekilde büyüyen kan damarlarında oluşur ve bir yaşına kadar büyümeye devam eder. Bu noktada kılcal damar çatlayabilir.

Darbeler

 Bebek ciltleri yetişkinlere göre daha hassas olduğu için küçücük bir darbe bile bebeğin cildinde morarmalara yani kılcal damar çatlamasına sebep olabilir.

Tansiyon

Nadirde olsa bebeklerde tansiyon rahatsızlığı gözlenebilir. Yüksek tansiyon özellikle kılcal damar çatlamasına sebep olabilir.

Kılcal Damar Çatlamasının Belirtileri Nelerdir?

Kılcal damar çatlaması belirtileri vücudun farklı noktalarında kendini göstererek ciltte kızarma şeklinde meydana gelir. Kızarıklığın yanında örümcek ağına benzer bir görünüm oluşabilir. Cilt yüzeyinde görülen mor, mavi ve yeşil renkler kılcal damar çatlaması belirtisi olarak değerlendirilebilir. Vücut tipine bağlı olarak bölgenin rengi farklılık gösterebildiği gibi kimi bireylerde kaşıntı, sızlama, kramp, ağrılar gözlenebilir.

Yüz, burun, bacak gibi bölgelerde deride gözlenen kılcal damar çatlaması ise ciddi sonuçlara sebep olmaz ama bakıldığında estetik olarak kişilere hoş gelmeyebilir.

Kılcal Damar Çatlaması Nasıl Teşhis Edilir?

Cilde alınan darbelerden sonra bölgede morarma, kızarma olabilir. Genellikle görülen belirti budur. Bu noktada herhangi bir şikayetiniz olduğu taktirde dermatologlardan destek alabilirsiniz. Uzmanların tercih ettiği yöntemler ile en sağlıklı teşhis ve tedaviyi alabilirsiniz.

Kılcal Damar Çatlaması Tedavisi Nedir?

Kılcal damar çatlaması tedavisi farklı şekillerde gerçekleştirilir. Kılcal damar tedavisinde deri altına müdahale gerçekleştirildiğinden ötürü bir uzman tarafından gerçekleştirilmelidir. Tedavi esnasında genellikle lazer tedavisi tercih edilir. Hızlı, iz bırakmadan ve ağrısız bir yöntemdir. Skleroterapi tedavi yönteminde damar içine ilaç enjekte edilir. Radyo frekansı tedavisinde ısı dalgası yardımıyla damara müdahale edilir. Tedavi sonrasında bölgeyi yoğun güneş ışığından korunmak gerekir. Yüksek güneş ışığına maruz kalmak deride lekelenmeye sebep olabilir.

Kılcal Damar Çatlaması ve Önleme Yöntemleri

Kılcal damar çatlaması görüldüğü taktirde bir uzman hekimden destek almak bu rahatsızlığın ilerlemesine engel olur. Bunun dışında yüksek kilolar damar çatlamasına sebep olabileceğinden ötürü vücut kitle endeksinize bağlı kalmak sağlığınız için faydalı olacaktır. Dar kıyafetlerden ziyade kan akışını engellemeyecek kıyafetler tercih edebilirsiniz.

Yüksek güneş ışığından korunmak başta kılcal damar çatlaması olmak üzere diğer birçok deri rahatsızlığının da önüne geçilir. Bunların dışında bol su tüketmek, vücudun ihtiyacı olan vitaminleri takviye etmek ve düzenli spor yapmak kılcal damar çatlamasını önleyebilecek davranışlardır.

Koroner Arter Hastalığı

Aort Genişlemesi Nelerdir?

Koroner arterlerin iç yüzeyleri pürüzsüzdür ve kan akışı sorunsuz seyreder. Aynı zamanda damar içini döşeyen hücreler damarın açık kalmasını sağlayan maddeler salgılarlar. Koroner damarların çok farklı etkenler ve mekanizmalar sonucunda daralması sonucunda ateroskleroz (damar sertliği) dediğimiz damar tıkanıklığı başlamış olur. Ateroskleroz dediğimiz olay başladığında damarın elastikiyeti de azalır ve ihtiyaç halinde fazla kan geçişi için genişlemesi gereken damarlar bunu yapamazlar. Bütün bunların net sonucu kişi efor yaptığında kalbin buna cevap verebilmesi için gerekli kan kalp kasına gidemez ve belirtiler başlar.

Koroner Arter Hastalığı Belirtileri ve Şikayetleri Nelerdir ?

Koroner arter hastalarında damarlardaki tıkanıklıklar ileri seviyeye gelmeden şikayet olmayabilir. Belirtiler sıklıkla eforla veya stress ile göğüsün sol tarafında ağrı, yanma, baskı hissi şeklinde kendini belli eder. Ağrılar kola çeneye yayılabilir ya da mide ağrısı ile karışabilir. Bu belirtiler kesinlikle her hastada farklı şekilde ortaya çıkar.

En sık ortaya çıkış haliyle hasta efor yaptığında bu bulguların ortaya çıkıp, dinlendiğinde geçmesi tipiktir. Buna Anjina Pektoris diyoruz.Hastalık daha da ilerlediğnde göğüs ağrısı ve sıkışma hissi istirahat halinde de gelmeye başlayabilir. Bu çok daha ciddi bir durumdur ve Kalp krizinin habercisi olabilir. Hastalığın ileri dönemlerinde ve koroner arterlerde ani bir tıkanma ile hasta miyokard infarktüsü (Kalp krizi) geçirebilir. Beraberinde gelişen ritm bozukluğu ve kalbin pompa gücü çok azalabilir hatta tamamen durabilir ve hasta eğer müdahale edilmezse hayatını kaybedebilir.

Koroner Arter Hastalığı Risk Faktörleri Nelerdir?

Risk faktörlerini değiştirilebilen ve değiştirilemeyenler olarak ikiye ayırıyoruz:

Değiştirilemeyen risk faktörleri:

Genetik yatkınlık: Ailesinde erken yaşta koroner kalp hastalığı hikayesi olanlar daha riskli gruba girmekteler. Genetik geçiş hakkında tartışmlalar sürmektedir ve bu gün kan tahlili ile kişinin koroner arter hastalığı ile ilgili risk paneli ortaya konabilmektedir.

Cinsiyet: Maalesef koroner arter hastalıkları erkeklerde kadınlardan daha sık görülmektedir. Fakat Bayanlarda menopoz sonrası koruyucu hormonal yapı azaldığından koroner arter hastalığı riski cinsiyet olarak menopoz sonrası kadınlarda erkeklerle eşit seviyeye gelmektedir.

İleri yaş: Ateroskleroz çocukluk çağında başlar ve zamanla ilerleyerek ortalama 50 li yaşlarda ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe doğal olarak koroner arter hastalığına yakalanma oranı artmaktadır.

Diyabet: Şeker hastalarında damar tıkanıklığı gelişme oranları normal bireylere göre çok daha fazladır. Şeker hastaları sadece koroner kalp hastalığı değil felç geçirme, kalp krizi ve ani ölüm açısından da daha riskli grupta yer almaktadır.

Kişilik yapısı,stress: Yapılan çalışmalar yoğun iş temposu ve stresin kalp hastalıklarının gelişimini ve Kalp krizini tetiklediğini göstermiştir. Stress anında kanda adrenerjik hormonların aşırı salınımı tansiyonun yükselmesine de neden olarak kalp krizini tetikleyebilmektedir.

Değiştirilebilen risk faktörleri:

Sigara: Sigara sadece kalp hastalıkları için değil akciğer hastalıkları felçler kanser gibi ölümcül hastalıklarda da en önemli risk faktörüdür. Sigara neden olduğu hastalıklar olarak en önemli azaltılabilir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Sigara içen kişilerde kalbe giden oksijen azalır, kan basıncı ve kalp hızı artar, kanın pıhtılaşması artar. Kalp damar hastalıklarının azaltılması ve önlenmesinde ekarte edilmesi gereken ilk risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

Hipertansiyon: Yine değiştirilebilir risk faktörlerindendir. Hipertansiyon %90 hastada primer dediğimiz herhangi bir sebep olmadan ortaya çıkar. Diğer grupta ise en sık böbrek arteri daralması hipertansiyona neden olur. Toplumda Hipertansiyonu olan hastaların neredeyse yarısı bundan habersizdirler. Bu yüzden zaman zaman kan basıncının ölçtürülmesinde fayda vardır. Hipertansiyonun kontrol edilmesinde en önemli faktör tuz kısıtlamasıdır. Ülkemizde kişi başına tuz tüketimi 18 gram/gün seviyesindedir. Olması gereken seviye ise ise sadece 5g/gün dür. Hipertansiyon koroner arter hastalığında risk faktörü olduğu gibi böbrek, göz, beyin de de zararlı etkiler yapabilir. Aynı zamanda büyük atar damarlarda anevrizma dediğimiz genişlemelere neden olabilir.

Obezite: Çağımızın hastalığı olarak gelişmiş toplumlarda daha genç yaşlarda bireyleri tehdit eden en önemli risk faktörüdür. Teknolojinin getirdiği hareketsiz yaşam ve beslenme alışkanlıklarındaki değişmeler bireylerin harcadıklarından daha fazla kalori almaları sonucunda obezite ortaya çıkar. Obezitenin tedavisinde, öncelikle altta yatan bir sistemik hastalık veya endokrin bozukluk araştırılmalı varsa tedavi edilmelidir. Diğer şekilde ise profesyonel yardım alınarak obezite tedavi edilmelidir. Yapılan çalışmalarda obezitenin tip II diyabet, prostat ve jinekolojik kanserler, reflü, varis oluşumunda etkili olduğu gösterilmiştir.

Kan yağlarının yüksekliği: Kan yağlarının yüksek olması hem metobolik sebeplere bağlıdır hem de direk beslenmeyle ilgilidir. Organizmada tüm damar sisteminde yağların damar iç duvarına tutunarak ateroskleroz sürecini başlattığı bilinmektedir. Koroner arter hastalığından korunmada kan yağlarının düşürülmesi temel prensiplerden birisidir. Kanda total kolesterol, trigliseritler, HDL (iyi kolesterol), LDL (kötü kolesterol) seviyeleri lipit paneli adı altında değerlendirilir ve diyetle birlikte uygun ilaç tedavisi uygulanır.

Egzersiz: Hareketsiz bir yaşam tarzı kalp damar hastalıklarının gelişiminde en az kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı kadar etkilidir. Düzenli egzersiz kalp ve akciğer fonksiyonlarını, kan basıncını, vücuttaki yağ oranını azaltır. İyi kolesterolü yükseltmenin en iyi yolu düzenli yapılan egzersizlerdir. Haftada 5 gün düzenli olarak 30 dk. kadar açık havada yapılan tempolu bir yürüyüş ideal olur. Bunun yanında masa tenisi, bisiklet, basketbol, yüzme gibi tüm kas gruplarını çalıştıran sporlar yapılabilir. Ağırlık kaldırma gibi kuvvet gerektiren egzersizler kalp sağlığı açısından zararlıdır.

Call Now Button