Kalp Kapağı Problemleri

Kalp Kapağı Problemleri Nelerdir?

Son yıllarda sık olarak karşımıza çıkan kalp kapağı hastalıkları, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyip, tehlikeli bir tablo yaratabiliyor.

Kalp kapak hastalığı nedir?

Kalbimizde mitral,aort,pulmoner,triküspit olmak üzere dört adet kapakçık bulunmaktadır.Bu kapaklar tek yönlü kan akımının yapılmasında önemli rol oynar ve aynı zamanda bu kapakçıklar kan dolaşımının doğru ve rahatça ilerlemesini sağlar. Kalp kapak hastalığı,kalp kapak yapısının bozularak işlev yapamaz hale gelmesi sonucu oluşmaktadır.Kapak hastalandığı yada hasar gördüğü zaman kalp kapağı hastalıkları baş gösterir. Hastalığın ortaya çıkmasında yaş faktörü önemli bir etken olduğundan 40 yaşından sonra mutlaka kalp checkup’ı yapılmalıdır.

Kalp kapağı hastalığının belirtileri

Kalp kapakçığı hastalıkları farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.

  • Göğüs ağrısı,
  • Kalp ağrısı,
  • Zor nefes alma,
  • Fiziksel hareket yaparken zorlanma, (Merdiven çıkarken vb.)
  • Ateş Basması,
  • Çarpıntı hissi,
  • Bayılma hissi,
  • Yorgunluk ve halsizlik,
  • Felç,
  • Ritim bozuklukları vb.

Kapak Hastalıkları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir

Birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkan kalp kapağı hastalıklarının sebepleri aşağıdaki gibidir;

Doğuştan kalp kapağı hastalığı:Bireylerde en sık tespit edilen anomaliler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu anormalliklerden biri içerisinde kalp kapakçığı içinde 2aort kapakçığı olmasıdır. Bu kişilerde zamanla aort darlığı ya da yetersizliğinin olduğu görülmektedir. Diğer bir anormallik ise diğer kapaklarda doğumsal anomalilerin görülebilmesidir. Doğuştan kalp hastalıkları;

  • Bebeğin anne karnındayken kalbin normal gelişim sürecini tamamlayamamasından kaynaklanmaktadır.
  • Akraba evliliği,
  • Anne veya babanın doğumsal bir kalp rahatsızlığının bulunması,
  • Bebeklikte radyasyona maruz kalınması,
  • Annenin diyabet olması yada diyabetik bir hastalık geçirmesi,
  • Hamilelikte aktif veya pasif sigara kullanımı,
  • Çevresel yetersizlikler ve çeşitli genetik hastalıklar, doğuştan kalp rahatsızlıklarında risk faktörleri olarak karşımıza çıkar.

Romatizmal Ateş:Ülkemizde ciddi kapak hastalıklarının önde gelen sebeplerindendir.  Romatizmal ateş, kapak hastalığına sebep olur. Ancak bu durum 20–30 yıl sonra hissedilir. Romatizmal ateş kadınlarda en sık mitral kapak darlığına, erkeklerde ise aort kapak yetersizliğine yol açar.

Mitral Kapak Hastalığı: Mitral Kapak alanı normalde 4-6 santimetrekaredir. Mitral kapak 2,5 santimetrekare altındaolursa belirtiler baş göstermeye başlar. Bu durumda önce fiziksel hareketle ortaya çıkan nefes darlığı, çarpıntı, yorgunluk gibi belirtiler, hastalık ilerledikçe daha da artar. Mitral darlığında sol kulakçıkta kan akımı yavaşladığı için pıhtı oluşabilir ve bu pıhtı dolaşım yoluyla vücuttaki kol, bacak, beyin ve benzeri organların damarlarını tıkayabilir. Ayrıca genişleyen sol kulakçık nedeniyle ritim bozuklukları meydana gelebilir.

Kalp Kapağı Kireçlenmesi:Dahaçok yaşlılarda görülür.Bunun sebebi olarak kapak yaprakçıklarının kalınlaşması ve kireçlenmesi nedeniyle kapakçıklar yeteri kadar açılmaz. Bazı hastalarda ameliyat tedavisi gerektirecek düzeye gelebilmektedir.

Kapak Enfeksiyonu:Genellikle eskiden kapak operasyonu geçiren bireylerde görülen ciddi bir rahatsızlıktır. Başlıca belirtileri; ateş, halsizlik, eklem ağrılarıdır. Bu hastalıktan korunmak için hastalar diş çekimi, cerrahi girişimler öncesinde antibiyotik almaları gerekir.

Pulmoner Kapak Hastalığı:Romatizmal nedenli olanı için çok nadir görülür. Genellikle doğuştan olur. Kanın akciğer damarından sağ karıncığa geri kaçmasıyla oluşur. Çabuk yorulma, nefes darlığı vb. belirtiler gösterir. İleri aşamalarda kalp yetersizliği bulguları oluşabilmektedir. Ayaklarda şişme, karaciğerde büyüme, boyun damarlarında belirginleşme oluşabilecek belirtiler arasında yer alır

Aort darlığı ve yetersizliği:Genç yetişkinlerde daha sık görülür. Romatizmal ateş sonucu da aort darlığı oluşabilmektedir.Tedavi aşamasında; hipertansiyonu olan hastalara uygun antihipertansif ilaçlar verilmektedir. Semptomu olmayan hastalara ise özel bir medikal tedavi uygulanmaz. Semptomlu hastalarda ise gerekli durumlarda tıbbi cerrahi uygulanır.

Kalp kapağı hastalıklarının cerrahi tedavi yöntemleri

  • Kalp kapağı değişimi,
  • Biolojik veya mekanik kalp kapağı takılması
  • Kalp kapağı onarımı,
  • Balon yöntemi,

Tedavi sürecinde hastanın şikayet ve sorununa yönelik olarak tedavi yöntemine karar verilir.Kalp kapak hastalıklarında takip süreci büyük önem taşımaktadır. Belli aralıklarla düzenli olarak yapılan ekokardiyografi en önemli takip aracıdır. Tedavi sürecinde hastaya göre ilaç ve uygulamalara başvurulmaktadır. Kapak hastalıklarının kalp üzerindeki olumsuz etkileri ilaçla büyük oranda engellenebilmektedir.

Sonradan oluşabilen kalp kapağı hastalıklarından korunmak için

  • Şekerli gıdalardan,sigara ve alkol kullanımından uzak durulmalı,
  • Stresli ortamlardan uzak durulmalı,
  • Kolesterol seviyesini kontrol altına alınmalı,
  • Düzenli olarak yürüyüş yapılmalı,
  • Tuz ve margarin tüketimi azaltılmalı,
  • Düzenli spor yapılmalı,
  • Düşük doymuş yağ,sodyum içeren besinler tercih edilmeli,
  • Hipertansiyonu önlenmelidir.

Varis

Varis Nedir?

Genellikle bacaklarda görülen cildin  hemen altındaki toplardamar genişlemelerine varis adı verilir. 

Ven adı verilen toplardamarlar bacaklarımızdaki oksijenini kaybetmiş olan kanı yer çekiminin tersi yönünde  akciğerlere taşıyan damarlardır. Bu damarların içindeki akımın yukarı doğru devam edebilmesi ve aşağıya göllenmemesi için kapaklar vardır. Bacak kaslarının çalışması ile bu oksijensiz kan kapakların da yardımı ile tek yönlü olarak kalbe doğru ilerler. Ancak damarlar çok fazla genişlediğinde kapaklar biribirine uzak kalır ve kanın aşağı göllenmesini engelleyemez. Kanın ileri geri hareketi de kapaklara zarar verir.  Kapaklarda hasar oluştuğunda kanın yer çekimi ile aşağı yönde basınç oluşturması ile yüzeysel toplardamarlarda genişlemeler yani bacak varisleri oluşur.

Varis hastalığı önemli bir halk sağlığı sorunudur. Toplumumuzda  sıklığı %20 – %40 arasında değişmektedir. Tedavi olunmadığında ilerleyen varisler yaşam kalitesini çok ciddi düşüren sıkıntılara ve yaralara neden olabilir. Ayakta uzun süre hareketsiz olarak durma, genetik yatkınlık ve özellikle bayan hastalarda fazla kilolar varis hastalığı için risk faktörleridir.

Varis Hastalığı nedeni ile gün içinde giderek artan bacak ağrısı, bacaklarda çabuk yorulma ve ağırlık hissi olur. Hastalarda semptomları rahatlatmak için akşama doğru oturma ve bacaklarını yukarıya kaldırma isteği görülebilir. Gözle görülür varis olmadan da bu şikayetler görülebilir. Tedavi edilmediğinde ilerleyerek pıhtı oluşumlarına neden olabilir. Daha ciddi seviyelerdeki varis hastalarında deride renk değişikliği ve yaralar oluşabilir. 60 yaş üstü yetişkinlerin %1’inde varis hastalığına bağlı yaralar görülmektedir. Varise bağlı olarak gelişen kaşıntı renk değişiklikleri ve yara mutlaka önemsenmeli ve varis tedavisi ihmal edilmemelidir. Mutlaka varis tedavisinde deneyimli bir girişimsel radyoloji uzmanına modern yöntemler ile tedavi olmanızı öneririz.

Toplardamardaki kapakların hasarı ve aşağı yönlü basınçlı kan akımının varlığı (Venöz Yetmezlik) farklı büyüklüklerde varislere neden olabilir.  Bilimsel makalelerde farklı sınıflamalar olmakla birlikte kabaca 3 tip varis vardır.

1. Büyük boy varisler: Deriden çok belirgin kabarıklık yapan, çapları 4-15 mm arasında değişen varislerdir. 
2. Orta boy varisler: Deriden hafif kabarıklık yapan, yeşil renkli, çapları 2-4 mm arasında değişen varislerdir. 
3. Kılcal varisler: Deriden kabarıklık yapmayan , çapları 1-2 mm den küçük olan kırmızı-mor renkli varislerdir.

Her üç varis türününde tedavisi modern yöntemler ile ameliyatsız olarak yapılabilmektedir.

Kronik Venöz Yetmezliği

Kronik Venöz Yetmezliği Nedir?

Venöz yetmezlik, kol ve bacak gibi yerlerden gelen toplardamarlardaki kirli kanın kalbe ulaşıp temizlenmediği durumu ifade eder. Böylece kirli kan bacaklar gibi vücudun çeşitli yerlerinde birikerek şişlik ve morarıklık oluşturabilir. Buna sebep olan durumlar arasında başta varis olmak üzere, pıhtı sorunları, kapak problemleri yer alır. Doktor, venöz yetmezlik semptomların şiddetini değerlendirerekuygun tedavi seçeneklerini önerecektir. Erken teşhis ve tedavi, venöz yetmezliğin ilerlemesini ve komplikasyonların ortaya çıkmasını önleyebilir. Tedavide kan akışını artırmayı amaçlayan, kompresyon çorapları, ilaçlar, fizik tedavi ve cerrahi müdahale gibi seçenekler bulunur.

Venöz Yetmezlik Neden Olur?

Venöz yetmezliğe sebep olacak pek çok durum vardır, başlıca nedenler şöyle sıralanabilir:

  • Varisler: Venöz yetmezliğin en yaygın nedenlerinden biri varislerdir. Varisler, bacaklardaki damarlarda genişlemeler ve şişlikler olarak ortaya çıkar. Bu durum, venlerin düzgün bir şekilde kanı kalbe taşımasını engelleyebilir.
  • Derin Ven Trombozu (DVT): DVT, bacaklardaki derin venlerde kan pıhtısı oluşması durumudur. Bu pıhtılar, venlerin tıkanmasına ve kan akışının engellenmesine neden olabilir, böylece venöz yetmezliğe yol açabilir.
  • Hormonal Değişiklikler: Hamilelik, doğum kontrol hapları gibi hormonal değişiklikler, venöz yetmezliği tetikleyebilir.
  • İlerleyen Yaş: Yaş ilerledikçe, venöz yetmezlik riski artar çünkü venler elastikiyetini kaybedebilir ve daha az etkili hale gelebilir.
  • Obezite: Obezite, bacaklardaki venler üzerinde ekstra baskı oluşturabilir ve venöz yetmezliğe katkıda bulunabilir.
Venöz Yetmezlik Çeşitleri Nelerdir?

Venöz yetmezlik, venlerin (damarların) kanı yeterince etkili bir şekilde kalbe taşıyamadığı bir durumdur ve farklı çeşitlere ayrılabilir. İşte venöz yetmezlik çeşitlerinden bazıları:

  • Yüzeysel Venöz Yetmezlik: Bu, yüzeydeki venleri etkileyen ve sıklıkla varislerle ilişkilendirilen bir tür venöz yetmezliktir. Yüzeysel venöz yetmezlik, venlerin yüzeyde genişlemesi ve damar kapakçıklarının işlevsiz hale gelmesi sonucu oluşur. Varisler, bu tür venöz yetmezliğin belirgin bir işaretidir.
  • Derin Venöz Yetmezlik: Bu tür venöz yetmezlik, derin venlerin (bacaklardaki derin damarlar) işlevsiz hale gelmesi sonucu ortaya çıkar. Derin venöz yetmezlik, daha ciddi bir durumdur ve potansiyel olarak daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Derin ven trombozu (DVT) gibi durumlar, derin venöz yetmezliğin bir nedeni olabilir.
  • Kronik Venöz Yetmezlik: Kronik venöz yetmezlik, venöz sistemin uzun süreli işlevsizliği veya yetersizliği sonucu ortaya çıkar. Bu durum, bacaklardaki venlerin kanı yeterince etkili bir şekilde kalbe taşıyamadığı durumlarda gelişir. Kronik venöz yetmezlik, semptomların uzun süre devam ettiği ve ilerlediği bir durumdur.
Kronik Venöz Yetmezlik Belirtileri Nelerdir?

Kronik venöz yetmezlik (KVY), venöz sistemdeki damarların uzun süreli işlevsizliği veya yetersizliği sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Kronik venöz yetmezlik belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye değişebilir.. Ama genelde venöz yetmezliği belirtileri şunlardır:

  • Bacaklarda Ağırlık ve Yorgunluk Hissi: Bacaklarda ağırlık, dolgunluk veya yorgunluk hissi sıkça yaşanan bir belirtidir. Bu his, günün ilerleyen saatlerinde veya ayakta uzun süre durduktan sonra artabilir.
  • Bacak Şişliği: Bacaklarda şişme, venöz yetmezliğin bir belirtisi olabilir. Bacaklardaki damarların düzgün çalışmaması, kanın toplanmasına ve bacaklarda ödem oluşmasına neden olabilir.
  • Varisler: Varisler, genellikle venöz yetmezliği olan kişilerde görülen belirgin damar genişlemeleri ve şişlikleridir. Bacaklarda, özellikle alt bacaklarda görülebilirler.
  • Ayak Bileği Çevresinde Şişlik: Ayak bileği çevresinde ödem (şişlik) de venöz yetmezliğin bir belirtisi olabilir.
  • Kaşıntı ve Yanma: Venöz yetmezlik, bacaklarda kaşıntı veya yanma hissine neden olabilir. Bu semptomlar genellikle ciltteki dolaşım sorunlarından kaynaklanır.
  • Kramp Benzeri Ağrılar: Bazı kişiler venöz yetmezlikle ilişkilendirilen kramp benzeri ağrılar yaşarlar. Bu ağrılar genellikle gece veya uzun süre ayakta durduktan sonra ortaya çıkabilir.
  • Ciltte Renk Değişiklikleri ve Döküntüler: Venöz yetmezlik, bacak cildinde renk değişikliklerine (özellikle koyulaşma) neden olabilir. Ayrıca, ciltte döküntüler veya kaşıntılı alanlar da görülebilir.
Venöz Yetmezlik Nasıl Tedavi Edilir?

Venöz yetmezlik tedavisi, semptomların şiddetini azaltmak, komplikasyonları önlemek ve hastanın yaşam kalitesini artırmak için uygulanan çeşitli yöntemleri kapsar. Tedavi planı, hastanın semptomlarına, venöz yetmezliğin şiddetine ve diğer tıbbi faktörlere bağlı olarak belirlenir. Venöz yetmezlik tedavisi için kullanılan bazı yöntemler:

  • Kompresyon Tedavisi: Kompresyon çorapları veya bandajlar, venöz yetmezlik semptomlarını hafifletmek için yaygın olarak kullanılır. Bu giysiler, bacaklardaki damarlara basınç uygulayarak kanın daha iyi akmasını sağlar. Doktorunuz, hangi tür ve basınca ihtiyaç duyduğunuzu belirleyecektir.
  • İlaç Tedavisi: Doktorunuz, semptomları hafifletmek ve damar iltihaplarını kontrol altına almak için ilaçlar önerebilir. Bu ilaçlar, ödem (şişlik) ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir, ayrıca, kan pıhtılarını önlemek için kan inceltici ilaçlar da kullanılabilir.
  • Damar Cerrahisi: İleri durumlarda veya tedaviye yanıt vermeyen vakalarda, damar cerrahisi gerekebilir. Cerrahi müdahale, venlerin veya kapakçıkların tamir edilmesi veya yerine konması anlamına gelir. Bu prosedürler, venöz yetmezliğin nedenlerine bağlı olarak değişebilir.
  • Endovenöz Lazer Tedavisi (EVLT) veya Radyofrekans Ablasyon: Bu minimal invaziv prosedürlerde, etkilenen venlerin içine bir lazer fiberi veya radyofrekans elektrodu yerleştirilir ve venin kapatılması veya daraltılması sağlanır. Bu yöntemler, varislerin tedavisinde sıkça kullanılır.
  • Skleroterapi: Skleroterapi, ince bir iğne kullanılarak venöz yetmezliğe neden olan küçük damarların içine özel bir sıvının enjekte edilmesiyle yapılır. Bu sıvı, damarı tahrip ederek kapatır ve zamanla kaybolmasına neden olur.
  • Fizik Tedavi ve Egzersiz: Fizik tedavi ve egzersiz, bacak kaslarını güçlendirmek, bacakların kan dolaşımını artırmak ve semptomları hafifletmek için önerilebilir. Egzersiz, bacaklardaki kanın daha iyi pompalanmasına yardımcı olur.
  • Beslenme ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmek, kiloyu kontrol altına almak ve aşırı kilodan kaçınmak KVY semptomlarını hafifletebilir.
  • Diğer Tedavi Seçenekleri: Bazı hastalarda venöz yetmezliği tedavi etmek için daha özelleşmiş prosedürler veya yöntemler gerekebilir. Bu, doktorunuzun değerlendirmesine ve teşhisinize bağlı olarak değişebilir.
Venöz Yetmezlik Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Venöz yetmezlik kişileri hem rahatsız eden hem de tedirgin eden rahatsızlıklardan biridir. Çünkü kan akışı ve kanın temizlenmesi ile ilgili bir durum olduğu için ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu sebeple venöz yetmezlikle alakalı akılda endişe ve sorular oluşur. Venöz yetmezlikle ilgili sıkça sorulan sorulardan bazıları şunlardır:

VENÖZ YETMEZLİK TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Venöz yetmezlik tedavi edilmezse, semptomlar genellikle kötüleşir ve daha ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar arasında bacak ülserleri (yaraları), derin ven trombozu (DVT), cilt enfeksiyonları ve hatta bacaklarda doku hasarı yer alabilir. Tedavi edilmediğinde, yaşam kalitesi düşebilir ve hareket kabiliyeti sınırlanabilir. Bu nedenle, venöz yetmezlik belirtileri yaşayan kişilerin bir sağlık profesyoneli ile görüşmeleri ve uygun tedaviyi almayı düşünmeleri önemlidir.

VENÖZ YETMEZLİK AMELİYATI NE KADAR SÜRER?

Venöz yetmezlik ameliyatının süresi, yapılacak cerrahi müdahalenin türüne ve hastanın durumuna bağlı olarak değişebilir. Basit bir venöz yetmezlik tedavisi ameliyatı, genellikle 30 dakika ile bir saat arasında sürebilir. Daha karmaşık veya büyük bir ameliyat, süresi birkaç saat sürebilir. Ameliyat öncesi ve sonrası hazırlık süreleri de elbette düşünülmelidir, ayrıca tam olarak ne kadar süreceği, doktorunuzla yapacağınız değerlendirmenin sonucuna ve ameliyatın detaylarına bağlı olarak değişebilir

Kalp ve Damar Hastalıkları

Kalp ve Damar Hastalıkları Nedir?

Kalp ve damar hastalıkları, dünyanın dört bir tarafında yaşanan ölümlerin en büyük sebeplerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Biraz daha derine inecek olursak; kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde her yıl neredeyse 20 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açarken, bu sayı Türkiye sınırları içerisinde neredeyse 200 bin kişiyi bulmaktadır. Bu nedenle kalp hastalıkları ve korunma yolları, herkesin bilinçli olması gereken önemli bir toplumsal sorun haline gelmiştir. 

Kalp ve Vücudumuzdaki İşlevi

Kanı dokulara dağıtma görevini üstlenen ve çoğunlukla kas ve bağ dokusundan oluşan kalp, vücudun ihtiyaç duyduğu oksijen ve besin maddelerini sağlar. Kalp bu görevi yerine getiremediği takdirde, direkt olarak kalp ve diğer organlarda hasar meydana gelebilir. Yumruk büyüklüğünde bir organ olarak göğüs kemiğinin arkasında ve biraz sol yanında yer alan kalp, üç temel yapının uyumu sayesinde çalışır. Bu üç temel yapıyı şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Koroner Arterler: Kalp kasına oksijen bakımından zengin kanı taşıyan ve kalp yüzeyi boyunca yayılan damarlardır.
  • Kardiyovasküler Sistem: Kanı, arterler ve damarlar aracılığıyla tüm vücuda pompalama görevini üstlenir.  
  • Sinir Ağı: Kalbimizin gevşeme ve kasılmasını sinyaller aracılığıyla yönetir.

Kalpte oluşacak herhangi bir sıkıntı diğer organlara da zarar verebileceği için, kalp sağlığına bir hayli özen göstermek gerekir. Ayrıca kalp hastalıkları ve korunma yollarına dair mümkün olduğu kadar farkındalık sahibi olmak zaruridir. Zira bu sayede, hayati tehlikeye yol açabilecek kalp hastalıklarından korunabilir duruma gelebiliriz. Bunun önemini   

Kalp Hastalıkları Nelerdir?

Kalpte ortaya çıkan ve kalbe tesir eden herhangi bir sıkıntıyı ifade etmek için kalp hastalıkları kavramı kullanılır. Kalp hastalıkları arasında kan damar hastalıkları (koroner arter hastalığı gibi), kalp ritim bozukluğu (aritmi) ve doğumla birlikte gelen kalp kusurlarını sayabiliriz. Biraz daha detaya inecek olursak, kalp hastalıklarını genel manada şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kalp yetmezliği
  • Koroner arter hastalığı
  • Doğuştan gelen kalp hastalığı
  • Kalp ritminin bozukluğu ile ortaya çıkan kalp hastalıkları
  • Miyokard enfarktüsü (Kalbin kas tabakasının oksijensiz kalması olarak bilinir)

Kalp Hastalıklarının Sınıflandırılması 

Kalp hastalıkları, hastalığın altında yatan sebeplere göre belirli kategorilere ayrılır. Bunları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kalp damarlarında meydana gelen kireçlenme ve tıkanma sonucu ortaya çıkan aterosklerotik kalp hastalıkları (hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklar)
  • Kalbin çalışma uyumundaki temel yapılardan biri olan sinir ağındaki iletim bozukluklarından dolayı ortaya çıkan kalp ritim bozuklukları (Aritmiler),
  • Yeni doğanlarda sıkça görülebilen atar ve toplardamar yerleşim yerlerinde meydana gelen hasarlar veya kalp kapak deliği gibi kusurlar sonucu ortaya çıkan doğumla birlikte gelen (konjenital)  kalp hastalıkları,
  • Zayıf kalp kaslarının yol açtığı dilate kardiyomiyopati gibi kalp kası sorunları da ayrı bir grubu oluşturur.
  • Kalpte meydana gelen enfeksiyonlar (Endokardit gibi)
  • Mitral kapak darlığı veya yetmezliği gibi kalpte ve kalpten çıkan ve giren ana damarların kapaklarındaki darlık veya yetmezlikler kalp kapak hastalıkları olarak bilinir. 

Bunların haricinde kalp hastalıklarını tetikleyen birçok faktör mevcuttur. Bilhassa yaşam tarzınız, kalp hastalıklarının ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. 

İskemik Kalp Hastalığı (Kalp Damar Tıkanıklığı) Nedir?

İskemik kalp hastalığı, kalp kasını besleyen koroner damarlarda (en az bir damarda olmak üzere) daralma veya tam tıkanma meydana gelmesi sonucu oluşan hastalıktır. Bu daralma veya tam tıkanma sonucunda kalp kasına gerekli olan oksijen ve besinler dokulara ulaşamaz. Bazen hiçbir belirti göstermeyen iskemik kalp hastalığı, bazen de göğüs ağrısı, bayılma ve çabuk yorulma gibi belirtilerle kendini gösterebilir.   

İskemik kalp hastalığının ortaya çıkmasında tütün kullanımı, ilerleyen yaş, genetik yatkınlık, yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi faktörler etkili rol oynamaktadır. Bu tetikleyicilerin miktarı arttığı sürece, hastalığın ortaya çıkma olasılığı da buna paralel olarak artar.  

Kalp Krizi Nedir?

Kalp damarının birden tıkanmasıyla ortaya çıkan kalp krizi, göğüste yanma, baskı ve sıkışma hissiyle kendini gösterebilir. Çeneye ve kollara doğru yayılan bu belirtileri, bulantı ve kusmaya eşlik eden soğuk terleme takip eder. 30 dakikayı aşkın bir süre devam edebilen şikâyetler, hasta için hayati tehlike arz etmektedir. Bu nedenle, vakit kaybetmeden bir hastaneye başvurulması gerekmektedir. Kalp krizi, kalp hastalıklarına bağlı ölüm sebepleri arasında en yaygın görülen ölüm sebebidir.

Tansiyon Nedir?

Kan basıncı olarak da bilinen tansiyon, kanın atardamar duvarına yaptığı basınçtır. Çoğunlukla genetikten ötürü ortaya çıkan tansiyon hastalığı, yaşam tarzına bağlı olarak daha erken veya daha geç bir zamanda kendini gösterebilir.

Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon) Nedir?

Şayet kan basıncı 140/90 mmHg ve üzerinde ise bu durum hipertansiyon (yüksek tansiyon) olarak nitelendirilmektedir. Hipertansiyon, genellikle belirti göstermeden ilerlemektedir.

Düşük Tansiyon (Hipotansiyon) Nedir?

Düşük tansiyon olarak bilinen hipotansiyon, kan basıncının büyük tansiyon için 90 mmHg, küçük için ise 60 mmHg altında olma durumudur. Hipotansiyon, genellikle gençlerde ve menopoz öncesi kadınlarda görülebiliyor.

Kalp Hastalıklarının Nedenleri Nelerdir?

Kalp hastalıkları ve korunma yolları konusunda çok daha dikkatli hareket edebilmek için, kalp hastalıklarına yol açan nedenleri bilmek ve buna göre yaşam tarzınızı düzene sokmak gerekir. Kalp hastalıklarına yol açan pek çok sebep vardır. Kalp hastalıklarına zemin hazırlayan bu sebepleri ise şu şekilde sıralayabiliriz: 

  • Sigara kullanmak, 
  • Beslenme düzeninde paketlenmiş hazır gıdalara yer vermek, 
  • Yaşın da ilerlemesiyle birlikte hareketsiz kalmak,
  • Aşırı kilo ve obezite,
  • Yüksek tansiyon ve kolesterol kontrol altına alınmadığı takdirde, kalp zaman içinde zarar görür ve bu da kalp hastalıklarına zemin hazırlar.

Bunların haricinde, gebelik dönemindeki kadınların kan basıncında ani artışlara yol açan preeklampsi hastalığı da kalp hastalıklarına sebep olabilir. 

Kalp Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Hastalığa göre belirtilerinde değişiklik görülen kalp hastalıkları, kadınlar ve erkeklerde farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Fakat yine de, genel olarak ortak sayılabilecek belirtiler mevcuttur. Bu belirtiler, süreklilik göstermekle beraber kendiliğinden iyileşmez. Kalp hastalıkların kadın ve erkeklerde ortak olarak görülebilen en yaygın belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:  

  • Göğüs ağrısı, 
  • Göğüs sıkışması, 
  • Çarpıntı,
  • Göğüs basıncı ve göğüste rahatsızlık hissiyatı,
  • Kalpteki kan damarlarının sertleşmesi veya daralmasına bağlı olarak bacak ve kollarda ağrı, uyuşukluk ya da halsizlik gelişmesi,
  • Aniden ortaya çıkan nefes darlığı,
  • Boyun, çene, boğaz, üst karın ya sırt bölgelerinde meydana gelen ağrı,
  • Baş dönmesi ve bayılma,
  • Soluk gri ya da mavi ten rengi,
  • Kalp sanki yerinden çıkacakmış gibi atabilir yahut hissedilemeyecek kadar yavaş atabilir,
  • Ateş, 
  • Kuru ve sürekli bir şekilde öksürük, 
  • Bacak, karın ve göz çevresinin şişmesi,
  • Deride ve ciltte görülen döküntüler.

Kadınlarda Kalp Hastalıkları Belirtileri Nelerdir?

Kalp hastalıkları, özellikle de kadınları daha fazla etkilemektedir. Kadınlarda daha sık görülen yüksek tansiyon ve romatizmal hastalıklar kontrol altına alınmadığı takdirde, kalbe zarar vererek kalp hastalıklarına davetiye çıkarır. Erkeklerde göğüs ağrısı, kadınlara nazaran daha belirgindir. Bununla birlikte, kadınlarda göğüs ağrısı daha çok nefes darlığı ya da yorgunluk olarak hissedilir. Bunların yanı sıra, kalp hastalıkları söz konusu olduğunda kadınları daha çok etkileyen diğer belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:      

  • Aşırı derecede halsizlik,
  • Boyun, çene ya da kolu etkileyen ağrı,
  • Mide bulantısı.

Kalp Hastalığı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Tıpkı belirtilerde olduğu gibi, kalp hastalıklarına dair uygulanacak tedavi planlaması da hastalığa göre farklılık gösterir. Örneğin, söz konusu hastalık kalp enfeksiyonu olduğu takdirde uygulanacak yöntem, antibiyotik tedavisidir. 

Kalp hastalıkları tedavisinde uygulanan genel tedavilerden biri ilaç tedavisi olsa da, ilk etapta çoğunlukla yaşam tarzı değişikliği önerilir. Hastanın gündelik hayattaki rutinlerinin değiştirilmesiyle kalp hastalığının tedavi edilmesi hedeflenir. Bu aşamada içeriğinde düşük sodyum barındıran ve az yağlı besinleri tüketmeye bilhassa özen gösterilmelidir. Zira içeriğinde yüksek sodyum ve doymuş yağ bulunan besinler kalp damarlarında tıkanmaya yol açabilir. Bu önerilerin yanı sıra, kalp sağlığını koruyabilmek için her gün 30 dakika egzersiz de tavsiye edilir. Düzenli bir şekilde yapılan egzersiz, sağlıklı kalp damarları ve düzenli ritim anlamına gelir. Bununla birlikte, sigara ve alkol tüketimini bırakmak da tedavi süreci kapsamında yapılması gereken yaşam tarzı değişikliklerindendir. 

Kişinin uyguladığı yaşam tarzı değişiklikleri yeterli gelmediği takdirde, kalp hastalığına bağlı olarak ilaç tedavisi devreye girer. Kalp hastalığı ilaç tedavisine de yanıt vermezse, son çare olarak cerrahi tedavilere başvurulur. Yapılacak cerrahi uygulamalar, kalp hastalığına ve kalbin gördüğü zarara bağlı olarak değişkenlik gösterir.  

Kalp Hastalıklarından Nasıl Korunuruz?

Kalp hastalıklarını yeterince tanıdık. Şimdi, asıl konuya yani kalp hastalıklarından nasıl korunacağımıza gelelim. Kalp hastalıklarından korunma yollarını arayan bireylerin uyması gereken belli başlı noktalar vardır. Şayet kalp hastalıkları ve korunma yolları konusunda doğru bir yol haritası arıyorsanız, şu tavsiyelere kulak vermenizde fayda var:

Kalp Hastalıklarından Korunma Yolları

Sağlıklı beslenmeye özen gösterin: Sağlıksız bir beslenme düzeni, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlar. Örneğin, kolesterolünüzü uygun seviyeye düşürerek kalp hastalıklarından korunabilirsiniz. Kolesterolü düşürmek için iç yağı, tereyağı gibi hayvansal kaynaklı yağlardan imtina edin. Bunun yerine Ayçiçek yağı, zeytinyağı ve soya gibi bitkisel yağları tüketebilirsiniz. Ayrıca taze meyve, sebze, balık ve lifli gıdalar tüketmemeye özen gösterin. Bunların haricinde, tatlı ihtiyacı duyduğunuzda ağır hamur tatlılarından uzak durun. Günlük tuz alımını ise oldukça kısıtlı tutun; günlük tuz tüketimini en fazla 5 gramda tutun. Son olarak, kaçınmanız gereken besinleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Sakatatlar,
  • Paketlenmiş hazır gıdalar,
  • Tam yağlı etler, salam, sucuk, pastırma, sosis, 
  • Yağlı gıdalar (kaymak, krema, mayonez, çikolata ve yağlı soslar),
  • Yağda kızartma ve kavurmalar,
  • Alkol, 
  • Hazır meyve suları,
  • Tereyağı, kuyruk yağı, margarin yağı ve içyağı gibi hayvansal kaynaklı yağlar.

Tansiyonunuzu kontrol altında tutun: Yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, damar iç yüzeyinde bulunan genişlemeyi azaltırken yağ birikimini kolaylaştırır. Bununla birlikte, kandaki akış bozulur, kireçlenme artar ve vücutta istenmeyen pıhtıların sayısı ciddi manada yükselir. Bundan dolayı, hipertansiyon konusuna dikkat etmeli; kan basıncınızı 130/85 mmHg seviyesinin altında tutmalısınız. Şayet ileri yaşta biriyseniz bu sayı 140/90 mmHg seviyesinin altında olmalıdır. Bunu yapabilmek için kilonuzu ideal seviyede tutun, aktivite ve egzersizlerinizi artırın, tuz tüketimine dikkat edin, yeterince kalsiyum alın ve sigarayı bırakın.

Menopozu geciktirin: Kadınları damar sertliğine karşı koruyan östrojen hormonu, menopoz dönemiyle birlikte ortadan kalkar ve bu nedenle kadınlarda olağan dışı bir damar sertliği oluşmaya başlar. Bu yüzden, menopozu geciktirmek için gerekli tedavileri geciktirmemeye özen gösterin.

Sigara içmeyi bırakın ve sigara içilen ortamlardan uzak durun: Damarların iç yüzeyinde kolesterol, yağ ve kireç birikmesini sağlayan sigara, kardiyovasküler hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Eğer kalp krizi geçirmiş kişiler sigara kullanmaya devam ederlerse, tekrardan kalp krizi yaşanma olasılığı %20 ve %45 arasında bir oranda artmaktadır. Bunun haricinde, koroner bypass sonrası sigara içmeye devam eden bireylerin ölüm oranda da iki kat artış gözlemlenmektedir. Aynı şekilde pasif içicilik de kalp hastalıklarına dair riskleri artırır. 

Mutlaka spor yapın: Yaşadığımız dönemde insanlar, her geçen gün daha da az hareket eder hale geldi. Teknolojinin gelişmesi, bizi insanların daha az hareket edebileceği bir dünya ile tanıştırdı. Ancak özellikle de kalp sağlığı açısından spor ve egzersiz yapmak hayati önem taşıyor. Sağlıklı bir kalp ve vücut için en az 30 dakika olmak üzere haftanın en az 3 gününde spor ve egzersiz yapın. Sağlıklı bir birey olsanız dahi, formunuzu korumak için spor ve egzersiz yapmaya özen gösterin. 

Kan şekerinizi kontrol altında tutun: Şeker hastalarının en çok sıkıntı çektiği konulardan bir tanesi kalp krizi riskidir. Zira şeker hastalığı, damar duvarının esnekliğine zarar vererek hücre birikimine yol açar. Bununla birlikte, pıhtılaşma artar ve damar iç yüzeyinde bulunan hücreler daha kolay hasar görür hale gelir.

İdeal kilonuza ulaşın: Aşırı kilo ve obezite, kalp hastalıklarının gelişmesine zemin hazırlar. Vücut kitle endeksiniz 25’in altında olduğu sürece herhangi bir sıkıntı yaşanmaz, ancak endeksin üzerine çıktıkça kalp hastalıkları riski de artmaktadır. 

Stresten Uzak Durun: Stres, depresyon ve öfke, kalp hastalıklarına zemin hazırlayan bir başka husustur. Bu nedenle, olabildiğince stres ve depresyondan uzak durmaya gayret gösterin. 

Call Now Button